Adıyaman benim için özel bir şehir. Hem sosyal yaşamımda, hem de iş hayatı kadar gazetecilik mesleğinde adı altın harflerle yazılacak kent.
Son olarak, 6 Şubat depreminden sonra, Adıyaman Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı sayın Mehmet Torunoğlu’nun misafiriydim. Canlarını, hatıralarını, hayallerini kaybetmiş insanların acısını paylaştım. O gün, Oda binasında iken, tanıdık bir dost, bir kıymetli meslektaş ile karşı karşıya gelmeyeyim mi? Odanın Sekreteriydi Kamer Ulucan. Sarıldık, hasret ve özlem giderdik.
Geçenlerde Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı sevgili Mehmet Torunoğlu ile konuştum, ilk fırsatta bu kadim şehre tekrar geleceğimi söyledim. Bekliyor.
*
Sonra da 2018 yılında yazdığım yazı geldi aklıma, hatıralar canlanır, zihinler tazelenir, umutlar filizlenir düşüncesiyle belki umuduyla tekrarında fayda gördüm. Depremde yıkılmış, kaybolmuş olsa da, her caddesinde, her sokağında hatıralarım, izlerim var.
Başta GAP Gazeteciler Birliği Genel Başkanı sevgili Zeynel Abidin Kıymaz olmak, üzere hayatta olan tanıdık tüm dostlara selam olsun!
İşte, 2018 yılındaki o yazım:
*
“1970 yılıydı. Babamın mesleği sebebiyle gittiğim Adıyaman, o vakitler 30 bin nüfuslu küçük, ama şirin bir vilayetti.
Futbolu seviyordum. Ticaret lisesinde okurken, askeri kışla bitişiğindeki taşlı-topraklı sahaya okuldan kirişi kırar, futbola koşar, ancak akşama yırtık ayakkabı ve üst baş ile gittiğimde annemden ve babamdan yemediğim azar, akabinde yediğim dayaklar.
Bir gün Adıyaman sahasında kendi kendime topla oynarken, yanıma tanımadığım kelli felli bir adam geldi. Kim olduğumu, nereli olduğumu sordu. Korktum. Daha bu topraklara geleli bir ay olmuştu. Olmuştu ama bugün hayatta olmayan Mahmut Allahverdi büyüğümüzün gazetesi olan HAKYOL’da (Sıratut Mahallesinde, eski müftülük karşısında) yazıyordum ufaktan ufaktan. “Eyvah!” dedim kendi kendime. Korktum resmen. Yazdığım yazı başıma iş açmış, gelen de muhtemelen polisti, beni alıp götüreceklerdi.
*
Ancak kim ve ismini bilmediğim şahıs, futbol stilimi beğendiğini söyleyip, “Bizim takımda oynar mısın?” deyince bende atan bend beniz, çamaşır suyundan çıkmış gibi ak pak olmuştu. Bana teklifte bulunan Sümerbank Müessesesi Müdürü Hayri Özergez’di.
Babama bile sormadan ‘evet’ dedim ve antrenmana katıldım. Sonra da bugün Karapınar Mahallesi sınırlarında bulunan Sümerbank’a gittik. On parmak daktilo yazdığım öğrenilince, beni işçi kadrosundan Ticaret Servisine verdiler. Ticaret Müdürümüz Orhan Türeli, şefimiz ise Fahri Bilgiç idi. Mesai arkadaşlarım-abilerim Hasan Özgül, Abdurahman Taşan ve Halil Aytekin idi.
Bugün onların hiç biri hayatta değil. Allah rahmet eylesin!
*
18 Ağustos günü, akşam saatlerinde, bir dönemler başkan vekili olduğum GAP Gazeteciler Birliği Başkanı sevgili arkadaşım-dostum Zeynel Abidin Kıymaz aradı ve acı haberi o zaman verdi.
Takım arkadaşım, can dostum Tahsin Terzi hayatını kaybetmişti.
Muhtemelen aynı yaşlardaydık. Sümerbank’ın sürülmüş tarlasında antrenman yaptığım, birlikte top koşturduğum arkadaşım, ancak uzun zamandır göremediğim Tahsin Terzi yaşama veda etmişti.
Sevgili Başkanım Zeynel Abidin Kıymaz onu haber veriyordu.
*
O dönemler futbolun bir kanunu, namusu vardı. Futbolcular da o dönemlerin siyasileri gibi değer görür, itibar görürdü. Futbolcuların birbirine saygısı vardı, bireysel oyundan çok kolektif oyun tercih edilir, bireyden çok takım ruhu öne çıkardı.
Kahta’lı Nail vardı isimleri aklımda kalanlardan, yine Kahta’dan Gani vardı, Mehmet Erdem vardı (ki takım kaptanımızdı, sonra Adıyaman Belediye Başkanı oldu bir dönem de MHP Malatya İl Başkanlığı yaptı) daha sonra Kahramanmaraşspor’da futbol oynayan, forma giyen Küçük Ahmet ve merhum Çıta Mehmet vardı. Kalecimiz vardı Çağlayan…
Ve Tahsin Terzi… Dedim ya, futbolu çirkefleştirmeden, futbolun da bir dostluk seremonisi olduğunu unutmadan oynadık o dönemde bu güzel insanlarla. Daha isimlerini hatırlayamadığım, ya da unuttuğum nice isimlerle…
Tahsin de güzel insandı, beyefendi gençti.
Şimdi hayata veda ettiğini, acı haberi sevgili Kıymaz’dan alınca üzüldüm.
Eyvah dedim içimden, oğlum Fiskeci sıra sende, ecelin kapıyı ne zaman çalacağı belli olmaz, hazır ol.
*
8 yıl öncesine ait olsa da ve özetleyecek olursam; Adıyaman benim ilk aşkım, ilk göz ağrım, ilk aşkı yaşadığım, ilk yazlık sinemaya (Meram) gittiğim, ilk işe girdiğim, nişanlandığım şehir. Bende hatırası çok!
Cümlenize selamlar olsun!