Aşağıdaki hikâyeyi okuyun, satılıp satılmayacağına siz karar verin! Samimiyetin, arkadaşlığın, dostluğun test edildiği hikâyede, güven her zaman öne çıkmıştır. Makamınız, etnik kökeniniz, cinsiyetiniz ve kariyeriniz ne olursa olsun, birileri size güvenmiyorsa, dostluğu, arkadaşlığı çıkara tahvil ediyorsa, bırakın gitsin!
*
Yaşlı adam oğlunu çağırmış, kestiği bir koyunu parçalayarak çuvalın içine koymuş, sonra da; “Al götür bu çuvalı, en güvendiğin arkadaşına teslim et, bunu toprağa gömsün!” demiş.
Çocuk denileni yapmış, sırtında kanlar içindeki çuvalı gören arkadaşı babasının isteğini yerine getirmesini istemiş. Adam içindekinin insan cesedi olduğunu ve başına bir bela gelmesinden endişe ederek, kabul etmemiş, “Götür bunu buradan, şimdi biri görecek, alamam da, gömemem de…” demiş. Korkmuş, cesaret edememiş.
Adam tekrar babasına gelmiş, durumu anlatmış, babası bu kez; “Falan senin arkadaşın değil mi, en çok ona güvenirdin, şimdi bu çuvalı al ve o arkadaşına götür, gömsün bir yere!” talimatını vermiş.
Çocuk yine kanlı çuvalı alıp diğer arkadaşına gitmiş, ondan da ters ve korku dolu cümleleri duyunca tekrar babasına dönmüş.
Babası bu kez, “Falan yerde benim bir dostum var, kendisine güvenirim, sağlam adamdır, çuvalı ona götür, evinin bahçesine gömsün!” diyerek gideceği can dostunun yerini tarif etmiş.
Çocuk yine yola koyulur, babasının o çok güvendiği arkadaşının evine gider, durumu anlatır. O da, “Babanın isteği başım gözüm üstüne!” der, içindekinin ne olduğunu düşünmeden kabul eder ve kanlı çuvalı geniş bahçesinde toprağa gömer.
Ve üzerine sarımsak diker.
Bir müddete sonra sarımsaklar boy verir, aradan birkaç ay geçince, babası oğluna, “Git, o benim arkadaşıma iki sille at, öyle gel” der.
Çocuk babasının dediğini yapar, gider adamın yanına, hiçbir şey demeden 2 tokat (sille) atar. Adam gayet sakin, anlamıştır can dostunun oğlunu ne için gönderdiğini, hiçbir şey olmamış gibi şunu söyler; “Git babana selam söyle, 2 silleye sarımsak tarlası satılmaz”
*
Arkadaş çok olur. Paran olur, makamın olur, bağın-bahçen olur, lüks araban olur, bankalarda dövizin, altınların olunca arkadaş dediklerin etrafında pervane olur. Seni çıkarı için, menfeati için sever. Arkadaşlığında samimiyetin s’si bile yoktur. Arkadaşım dediğin iyi gün dostudur, hani derler ya büyükler, ‘Varsa pulun, herkes kulun!’ o hesap yani.
Bir şeyin kalmadığında, ne varsa elinde tükendiğinde arkadaşlık bitmiştir, bağlar kopmuştur. Görse tanımazdan gelir, kaldırım değiştirir, selamı sabahı keser ve telefon rehberinde ismini bile silebilir.
*
Ancak dost öyle değil. Hani toplumda ‘kara gün dostu!’ derler ya, gerçek dost o günlerde belli olur. Acına katlanır, yokluğuna tahammül eder, hiçbir şeyin kalmadığında sana arka çıkar, destek olur.
Allah bizi çıkarı için değil, dar ve zor günlerde yanımızda olan gerçek dostlarla karşılaştırsın.
Ne demiş merhum Aşık Veysel; “Dost, dost diye nicesine sarıldım, benim sadık yârim kara topraktır!”
En yakın akraban, kardeşin bile olsa!