Seksenli ve doksanlı yılları hatırlayanlarınız vardır.

Siyaset o günlerde de çok hararetli ve sahnede hitabet sanatının ustaları vardı. Öyle prompterdan konuşmak falan da yoktu. Doğaçlama düello.

Özal’lar, Demirel’ler, Ecevit’ler ve Necmettin Erbakan’lar vardı.

Özal hükûmetinden sonra koalisyonlar dönemine girmiştik.

İşte bu koalisyon hükûmetleri dönemindeki yaşadıklarımız, gördüklerimiz, aradan otuz yıl geçmesinden sonra şimdi Cumhurbaşkanlığı sistemi ile yönetilen Türkiye’ de manzara çok da farklı değil.

*

Ayni bu günkü gibi.

O günlerde her gün yeni bir skandal ile uyanır olmuştuk şimdi olduğu gibi.

O günlerde her gün yeni bir zam haberi vardı.  Bugünlerde haberi yok tüm yıkıcılığı ile var.

O günlerde yüksek enflasyon ve faiz vardı ancak o günlerde TÜİK bu kadar uyanık değildi. Gerçek rakamları utanmadan sıkılmadan yayınlıyordu.

Derin bir işsizlik vardı doksanlı yıllarda şimdiki gibi. Tek farkla; şimdi işsizlerin diploması var.

O zaman da derin ve yaygın yoksunluk vardı. Çöplerden ekmek toplayanlar vardı. Şimdi de bir kesimde derin yoksulluk var. Ama şimdi yanın da ülke nüfusunun yüzde onu kadar da mültecinin var.

O günlerde her gün yeni bir yolsuzluk haberleri düşerdi gazetelere ve artık sıradan hale gelmişti.  Bugünlerde o günleri aratanları var.  Ama bugünlerdeki yolsuzlukların hepsinde bir kumpas savunması var.

Başbakan Tansu Çilleri dolandıran yüzyılın dolandırıcısı Selçuk Parsadan vardı. İSKİ skandalları, banka hortumlayan Murat Demirel’ler vardı. Şimdi yüzbinlerce insanı çarpan tosuncuklar var kripto para vurgunu Thodex’ ler…

*

Doksanların sonunda Susurluk Kazası ile devlet-polis-mafya ilişkileri meydana çıkmış yıllarca konuşulacaktı.

O donemde Mehmet Ağar adi vardı şimdi de var.

O günlerde Abdullah Çatlı vardı, Yeşil vardı. Şimdi onlar yok ama Sedat Peker şimdi de var.

O günlerde havuz medyası vardı şimdi yandaş medya var.

O günlerde kasetler vardı bugün videolar var.

*

Ya sende hiç fark yok mu diyeceksin.

Var.

Birçok fark var.

Nedir o.

O günlerde en azından kendi ürettikleri hırsıza arsıza iktidarlar sahip çıkmıyordu. Sahiplenmiyordu. Bir çırpıda bir kenara atıyor kurtulmaya çalışıyordu.

Bugün öylemi.

Tam tersine bizi suçluyorlar.

‘’İtibar etmeyin. Kumpas bunlar. Gördüğünüze inanmayın, söylediğimize inanın. ‘ diyorlar.

O günlerde siyasette mizah vardı, hiciv vardı. Bugün ise ‘’Hiçbir şey olmasa bile kesinlikle bir şey oldu’’ diyenler var.

O günlerde ellili yıllarda çok partili hayata geçmeye çalışan Türkiye’nin kuvvetler ayrılığı getirilmesi, meclisin kanun çıkarma yetkisini denetleyecek Anayasa Mahkemesi kurulması tartışmaları yoktu. Yıllar önce yapmıştık ve kötüde olsa vardı. Şimdi kuvvetler birliğini savunanlar ve ‘’Anayasa Mahkemesini kaldıralım.’’ diyenler var.

Daha çok fark var. Ama satırlarda yer kalmadı.

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol