Kıymetli Dostlarım!.

Bugün Kahramanmaraş’ta iş yerime giderken yol kenarında gördüğüm bu manzarayı sizlerle paylaşmak istiyorum.

Kahramanmaraş’ta ve özellikle bize komşu olan illerde çok yaygın olarak kullanılan bazı geleneklerimizden bahsetmek istiyorum.

Fotoğrafta gördüğünüz yukarıdan aşağıya sarkıtılmış farklı renklerdeki ürünler,

Kahramanmaraş ve bölgemize komşu illerimizde kışlık kuruluk adı ile bilinen yiyeceklerdir.

Yaz mevsiminde sebze fiyatlarının ucuz olduğu dönemlerde satın alınarak, evde annelerimiz tarafından bu sebzeler bazı işlemlerden geçirilerek kış aylarında tüketilmek üzere uygun ortamlarda saklanırdı.

*

Eskiden Kahramanmaraş’ta evlerin balkonlarında günlerce iplere dizilmiş dolmalık kuruluklar bayrak gibi asılı dururdu.

Özellikle patlıcan, kabak ve biber dolması yapmak için kuruluk sebzeler satın alınır, içleri komşularında yardımıyla temizlenerek kurtulurdu.

Yine domates fiyatlarının ucuz olduğu yaz dönemlerinde, domatesler satın alınır ve domates salçası yapılır. Yine aynı şekilde büyük kırmızı biberler özellikle tarlalardan satın alınarak kırmızı biber salçası yapılır, kasap dükkanlarının camında dahi "Biber çekilir" yazardı.

Sırasıyla patlıcan, biber, kabak...

Kışlık kabak, balkabağı bamya, yeşil fasulye, bakla, et kabağı, taze barbunya gibi sebzeler neredeyse bedava fiyatına satın alınır yani fiyatlar uygunken kışın bulamayacağınız ya da bulsak da pahalı olduğu için alamayacağımız ne varsa bunların hepsini yazdan satın alırız. Bir kısmını evin dondurucusunda bir kısmını ise gölgede kapalı muhafazalı kutular içerisinde saklarız.

*

Bütün bunlar bizim yüzyıllardır geleneklerimizde varolan  uygulamalardır.

Bunları yapmanın sadece aile bütçesine katkısı olmaz. Bu işler bir emektir... Birlikte konu komşu, akraba hep beraber oturup yapılır. Hayatın çilesi, eziyeti, zorlukları paylaşılır, bolca dedikodu yapılır :))

Daha ben çocukken Kahramanmaraş’ta yazlık evlerimiz de samsa, sucuk, bastık yapardık. Üzüm şerbetinden daha neler neler saymakla bitiremeyeceğim birçok yiyecekler...

Kış geldiğinde yazın yediğimiz ama kışın bulamadığımız yiyecekleri canımız çektiğinde hele şu tahta sandığı bir getirin bakalım derdik.

İçerisinden tarhana, ceviz, samsa, sucuk, bastık çıkarıp ganimet bulmuş, hazine sandığı bulmuş korsanlar gibi sevinirdik.

*

Efendim bu kadar meseleyi neden anlattım diye soracak olursanız;

Bugün insanlarımız hazıra alışmışlar, hazırcılığa alışmışlar. Bugünkü  bayanlar bu anlattığım şeylerin birçoğunu bilmezler, anlamazlar. Belkide Kahramanmaraş’ta Maraş Yöresel ismi ile anılan bu iş yerinde tepetakla sallanan kırmızı renkli şeylerde nedir diye meraklanan bilmeyen birçok insan çıkabilir.

Özellikle şehir dışından gelen misafirler bu dükkanın önünde sarkıtılan kurulukları dekor zannediyorlar. Sıkıntı büyük!

Sebze fiyatlarının pahalandığı bu dönemlerde eskiden insanlarımız yokluk görmüşler, bu problemleri aşmayı öğrenmişler, kendilerince formüller üretmişler ve bu sıkıntılı dönemleri böylelikle aşmışlar.

*

Şimdi evde ekmek yapmasını bilmeyen, dolma doldurmasını bilmeyen, kabak oymasını bilmeyen, salça çıkarmayı, tarhana yapmayı, samsa sucuk yapmayı bilmeyen binlerce insan vardır.

Aslında eski insanlar yokluk görmüşler. Bu konuda biraz antremanlı oldukları için buldukları nimetin kıymetini bizden daha iyi biliyorlardı. Biz hazıra alıştık, alıştırıldık. Bugünkü sıkıntıları bundan yaşıyoruz. Ben böyle düşünüyorum. Sebze-meyve fiyatlarının pahalandığı  böyle bir dönemde neden bu eski alışkanlıkları doğal ve orjinal olan yaklaşımları terk ettiğimizi yeniden düşünmemiz gerekiyor.

Allah korusun yarın ülkemizin başına bir iş gelse ekmek yapmasını bilen kimse yok.

Eskiden yazlık evlerimizde sabahleyin erkenden kalktığımızda üzüm çalısından yanan ateşin üzerinde pişen açık ekmekleri yerdik.

Kendi elimizle yaptığımız ekmeğin tadı bir başka tabii ki... Şimdi her şey sanal oldu.

*

Hakkımızda hayırlısı olsun. Şahsen ben vicdanımı sızlatacak kadar pahalı olduğunu düşündüğüm sebzeleri satın almıyorum.

Sizde öyle yapın. Toplum olarak vicdani sınırları aştığını düşündüğünüz ürünlerin fiyatlarını düşürebilmek için bir miktar onlara olan talebi kısmalısınız.

Yeni mahsülü çıkana kadar yemezsek ÖLMEYİZ grubundan olan yiyecekleri ertelemeliyiz.

Bakın biz toplum olarak bu ayarı veremediğimiz için devletimiz kendisini meşgul edecek faydasız işlerle uğraşmak zorunda kalıyor.

Eskiden bu problemler nasıl çözülüyordu diye oturup düşünmemiz lazım.

Bundan sonra size gerek olan kışlıkları yazdan hazırlamanızı tavsiye ederim. Kahramanmaraş, Gaziantep, Malatya, Hatay, Adana, Kayseri bu kültürün çok yaygın olduğu illerimizdir.

Eskiden Maraş'ta sadece çarşıdan çay, şeker alınırdı.

Geri kalan her şey neredeyse kendi imkanları ile temin edilirdi.

Çarşıda muhabbet aynen şöyleydi;

Ekmeği yaptın mı?

Tarhanayı serdin mi?

Unluk buğday aldın mı?

Değirmene götürdün mü?

Tarhanalık buğday aldın mı? Döğme yaptırdın mı?

Samsa sucuğu sandığa bastın mı?

Eh, bunlar tamamsa artık kışı çıkarabiliriz demektir.

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

banner1091