banner746

TOR; “ALLAH, ASKERLERİMİZE VE MİLLETİMİZE YARDIM ETSİN!”

09 Şubat 2018 Cuma 10:41
Bu haber 710 kez okundu

511 sıra sayılı, 695 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında bazı tedbirler alınması hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin tümü üzerinde Milliyetçi Hareket Partisi adına söz alan Milliyetçi Hareket Partisi Kahramanmaraş Milletvekili Fahrettin Oğuz Tor, “öncelikle, ülkemizin birliği, vatanımızın bölünmez bütünlüğü için, Suriye'de terör örgütü PYD ve PKK'nın zulmü altında yıllardır inleyen halkın huzur ve güvene kavuşması için yürütülen Afrin operasyonunun hayırlarla neticelenmesini diliyorum” dedi.

TOR; 'ALLAH, ASKERLERİMİZE VE MİLLETİMİZE YARDIM ETSİN!”
 MHP Kahramanmaraş Milletvekili Fahrettin Oğuz Tor, mecliste yaptığı konuşmada; “Yöre halkının Türk askerlerine gösterdiği sıcak ilgi, askerlerimizi candan ve samimi şekilde bayraklarımızla karşılamaları huzura ve güvene ne kadar susadıklarını göstermesi bakımından dikkat çekmiştir. Dara düştüğünde kapılarını, evlerini açan Türk milletiyle yöre halkının gelecekte çok daha güzel günlere kavuşması en büyük dileğimizdir. Yüz yıllarca birlikte yaşamış, kuvvetli akrabalık ilişkileri kurulmuş, hemen hemen töresi bir, kıblesi bir bu insanların Türk milletine olan bağlılıklarının daha da kuvvetlenmesi emperyalist güçlerin yörede hâkimiyet iddialarını inşallah sona erdirecektir. Teröristlerle ne kadar tokalaşırlarsa tokalaşsınlar, ne kadar teröristlere sarılırlarsa sarılsınlar, tırlar dolusu silahlar verseler de Suriye halkı emperyalistlerin emellerini anlayacak, fırsat vermeyecektir. Bunu hep birlikte göreceğiz inşallah. 

Bu vesileyle, Afrin operasyonunda kara toprağın bağrına düşen, şehit olan ana kuzularının Allah şehadetini kabul eylesin, mekânları cennet olsun, ailelerinin şefaatçisi olsunlar. Yaralılarımıza şifa diliyorum, güç ve kuvvet niyaz ediyorum. Dünya dua üzerine kuruludur, Allah askerlerimizin ve milletimizin yardımcısı olsun diyorum.

Rahmetle andığım, bizlerce on yıllar öncesinden beri bilinen ve cuşuhuruşa gelerek okuduğumuz meşhur Asker Duası şiirini takdim etmek istiyorum. Rahmetli Gökalp Asker duası şiirinde...
    "Elimde tüfek, gönlümde iman,
    Dileğim iki: Din ile vatan.
    Ocağım ordu, büyüğüm Sultan,
    Sultan'a imdat eyle Yarabbi! 
    Ömrünü müzdat eyle Yarabbi!
    
    Yolumuz gaza, sonu şehadet,
    Dinimiz ister sıdk ile hizmet,
    Anamız vatan, babamız millet,
    Vatanı mamur eyle Yarabbi! 
    Milleti mesrur eyle Yarabbi!
    
    Sancağım tevhit, bayrağım hilâl,
    Birisi yeşil, ötekisi al,
    İslam'a acı, düşmandan öç al,
    İslam'ı abat eyle Yarabbi! 
    Düşmanı berbat eyle Yarabbi!
    
    Kumandan, zabit babalarımız.
    Çavuş, onbaşı ağalarımız.
    Sıra ve saygı yasalarımız.
    Orduyu düzgün eyle Yarabbi! 
    Sancağı üstün eyle Yarabbi!
    
    Cenk meydanında nice koç yiğit,
    Din ve yurt için oldular şehit,
    Ocağı tütsün, sönmesin ümit,
    Şehidi mahzun etme Yarabbi! 
    Soyunu zebun etme Yarabbi!"

Bu vesileyle bazı çevreler yıllarca Ziya Gökalp'ten dolayı hiç de hak etmediğimiz, bizlere asla bulaşamayacak iddia ve ithamlarla suçladılar, iftira attılar. Bunlar bize borçlandılar, onlara hakkımız geçmiştir; nedamet getirenler hariç, diğerlerinden hakkımızı yüce mahkemede alacağız. Ne garip tecellidir ki bu güzel şiiri bu çevrelerin yıllar yılı ırkçılıkla suçladıkları merhum Ziya Gökalp yazmıştır. Yine, ne garip tecellidir ki Gökalp'i bu şekilde suçlayanlar bu güzel şiiri son yıllarda dillerinden düşürmüyorlar. Artık güya kendi yiğitliklerinin nişanesi olarak okuyorlar, paylaşıyorlar, hatta bundan dolayı başı derde girenler bile oldu; okusunlar, ne için okurlarsa okusunlar, bu da bir kârdır diyoruz. 

Türk ordusu bölgenin en güçlü, NATO'nun da en büyük ve güçlü ordularından birisidir. Uluslararası camiada her zaman üzerine düşen görevi de layıkıyla yerine getirmiştir ancak ülkemizin yıllarca sınırları ihlal edilerek terörist unsurların saldırılarına maruz kaldığı, kundaktaki bebeklere kadar şehit edildiği, nihayetinde beka sorunuyla karşı karşıya kaldığı hâlde bugüne kadar sessiz kalması Türk milletinin dikkatinden kaçmamıştır. PKK da PYD’de YPG de DEAŞ da terör örgütleridir, terör bir insanlık suçudur. NATO, ABD, Almanya, Hollanda veya diğer ülkelerin yetkililerine söylemek isteriz ki men dakka dukka diyoruz, hep birlikte göreceğiz.

Değerli milletvekilleri, bugün birlik ve bütünlüğe her şeyden çok ihtiyacımız olduğu günlerden geçiyoruz. Bu sebeple birlik ve bütünlüğü bozacak her türlü davranıştan kaçınmamız gerektiği açıktır. Bakınız, Millî Eğitim Bakanlığı şubat ayında 20 bin öğretmen alacağını açıklamıştı. Bu defa Sayın Bakan 5 bin öğretmen daha alınacağını, sayının 25 bine çıkacağını... Beş yıl ücretli öğretmenlik yaparak öğretmenlik tecrübesini kazanmış kimselere üç katı kontenjana girme şartı olmadan mülakat hakkı verilecek, bununla ilgili bir yasal düzenleme gerekiyor. "Bu düzenlemeyi tamamladıktan sonra ikisini bir arada, şubat ayında duyurusuna geçeceğiz." diye açıklamalarda bulunmuştu. Hâlbuki, daha önce konuyla ilgili olarak kamuoyundan gelen tepkiler üzerine Millî Eğitim Bakanlığı Müsteşarı "Şu anda böyle bir çalışmamız yok, böyle bir şey yok, bunlar yanlış." diyerek konuyu yalanlamıştı. Sayın Bakan ile Sayın Müsteşarın farklı ve çelişen açıklamalarda bulunmalarının ne anlama geldiği kendilerinin takdir edip bileceği bir konudur. Daha sonra konu Türkiye Büyük Millet Meclisine sunulan torba yasa tasarısında yer aldı. Tasarıda, beyanların dışında yeni bir düzenlemeyle karşılaşıldı. Ek ders ücreti karşılığında Millî Eğitim Bakanlığında görev yapmış olanların 540 gün sigorta primi ödemiş ve 2017 yılı KPSS'ye girmiş olmaları şartıyla 5 bin kişilik ek kontenjana kavuşabilecekleri öngörüldü.

Değerli arkadaşlar, ücretli öğretmenler için getirilen bu ayrıcalık, maddi olarak çok ihtiyacı olduğu hâlde ücretli öğretmenlik yapamayanlar açısından hakkının yenilmesine sebep olacaktır. Bu, yüz binlerce atama bekleyen öğretmenlere haksızlık da olacaktır. Bu konuda hak, vicdan, merhamet düşünülmeden, "Nasıl olsa geçmiş yıllarda ücretli öğretmen olarak görevlendirilenlerin çoğu bizden." diye düşünülüyorsa bu anlayışın ülkeye bir faydası olmamıştır, olmayacaktır. Konunun kamuoyunu, öğretmen adaylarını ve ailelerini ilgilendiren kısmı, biraz ilgisi bulunan hemen herkes bilir ki ücretli öğretmen kesinlikle sübjektif yöntemlerle görevlendirilirler. Son yıllarda, ücretli öğretmenlerin -istisnaları geçiyorum- iktidar partisi milletvekilleri, parti il ve ilçe yöneticileri, Hükûmetin desteklediği sendika, orta ve üst düzey bürokratlar ve hatırlı kişilerin tavassutlarıyla görevlendirildiği yönünde kamuoyunda çok yaygın bir kanaat vardır. eğer yasal düzenleme gerçekleşirse KPSS puanları düşük bile olsa beş yıldan beri ve/veya daha fazla tavassut ve torpille ücretli öğretmen olarak görevlendirilenlerin öğretmenliğe atanmalarının önü açılmış olacaktır. Eğitim fakültelerinden mezun olanların sayısı yüz binleri bulmuştur. Bu yüz binlerin ve bunlardan KPSS'de yüksek puan almalarına rağmen son iki yıldan beri uygulanan mülakatlarda başarısız sayıldığı için atanamayanların ızdırabı devam edecektir, hatta adaletsiz bu uygulama vicdanları yaralayacaktır, tabii milyonları bulan ailelerini de. Bu, önceden yapılan torpillerin meşrulaştırılması anlamındadır. 
Değerli milletvekilleri, hafta sonu Kahramanmaraş Göksun ilçemizdeydim. Büyükkızılcık Mahallesi'nde Mehmet Demir isimli kardeşimiz, öğretmenlik sözlü sınavında kızının 80'den fazla puanı olduğu ve hiçbir eksiği olmadığı, sözlüde de başarılı olduğu hâlde sırf torpili olmadığı için kızının kazandırılmadığını, torpilli 70 civarında puanı olanların kazandırıldığını belirterek sözlü sınava isyan ettiğini, kaldırılması gerektiğini herkesin huzurunda haykırmıştır. 
Değerli milletvekilleri, bunları yapmayalım diyorum, adaletten, hak hukuktan ayrılmayalım, vicdanları yaralamayalım diyorum, zira bugün birlik ve bütünlüğe her şeyden fazla ihtiyacımız var diyorum. 

Anahtar Kelimeler

Yorum Gönder