Öne Çıkanlar dizi PAZAR GÜNÜ DANANIN KUYRUĞU KOPUYOR TÜRKİYE ZOR GÜNLERDEN GEÇİYOR KOMUTANLARDAN ZİYARET ÜNİVERSİTE SOKAĞINDA GÜLLER AÇTI

Bu haber kez okundu.

ORGAN NAKLİ İLE HAYATA BAĞLAYIN
 Özel Sani Konukoğlu Hastanesi Genel Müdürü Dr. Yusuf Ziya Yıldırım ile İç Hastalıkları ve Nefroloj Uzmanı Dr. Erkan Mahsereci, Organ Nakli Haftası dolayısıyla ortak bir açıklama yaptılar.

Organ bağışının ve organ naklinin, üzerine önemle eğilinmesi ve desteklenmesi gereken çok önemli konular olduğunu vurgulayan Dr. Yıldırım, ‘’Organ bağışı insanların umutlarının artık sona erdiğini düşündüğü anda gerçekleşen nakille yeniden hayata bağlanmasıdır’’ dedi.

Dr. Yıldırım, sözlerini şöyle sürdürdü:

‘’Organ Nakli Merkezimizde bölgenin çok önemli bir ihtiyacını gidermeyi hedefledik. Gerçekleştirdiğimiz 128 başarılı operasyonlarla pek çok hasta sağlığına kavuştu ve kavuşmaya devam ediyor. Organ Nakli Haftası nedeniyle bir konferans düzenliyoruz. Amacımız halkımızı bu konuda daha duyarlı olmaları konusunda bilinçlendirmek.’’

-‘’DAHA İYİ BİR YAŞAM KALİTESİ SAĞLAMAK’’-

İç Hastalıkları ve Nefroloj Uzmanı Dr. Erkan Mahsereci de açıklamasında, organ naklinin vücutta görevini yapamayan bir organın yerine canlı bir vericiden veya kadavradan alınan sağlam bir doku veya organın nakledilmesi olduğunu ifade etti.

Dr. Mahsereci, “Hastanın hayatta kalmasını sağlamak, yaşam süresini uzatmak, daha iyi bir yaşam kalitesi sağlamak ve ülkeye daha az maliyet oluşturmak için organ nakli gereklidir” diye konuştu.

Bilimsel verilere göre son dönem böbrek hastalarında altın standart tedavi yönteminin böbrek nakli olduğunu anımsatan Dr. Mahsereci, organ bağışı olmadan organ naklinden söz etmenin imkansız olduğunun altını çizdi.

Organ naklinin gerçekleşebilmesi için nakil bekleyen hastanın, tıbbi ve yasal durumu ile uygun verici adayı gerektiğini anlatan Dr. Mahsereci, şöyle devam etti:

‘’Kronik böbrek hastalığı dünyada olduğu gibi ülkemizde de önemli bir halk sağlığı sorunudur. Renal replasman (böbreği yerine koyma) tedavisi gerektiren son dönem böbrek yetmezliği gelişen hasta sayısı son yıllarda giderek artmaktadır. Ülkemizde şu an 70.000 civarı son dönem böbrek hastası ve böbrek bekleme listelerinde 20.000 civarı böbrek nakli bekleyen hasta mevcuttur.”

-‘’DİYALİZ HAVUZUNA YILDA ORTALAMA 7 BİNKİŞİ EKLENMEKTE’’-

Diyalize giren hastalar hakkında da bilgiler veren Dr. Mahsereci, şunları kaydetti:

“Diyaliz havuzuna yılda ortalama 7 bin kişi eklenmekte, adeta çığ gibi büyümektedir. Son 5 yılda alınan ulusal tedbirlerle bu ilerleyişin önüne nispeten engel konulmuştur. 2012 yılsonu itibariyle toplamda 2.905 böbrek nakli yapılmıştır. Bunun 2.380’i canlı donörden, 525’i kadavradan olmuştur. Yine aynı dönemde 1.707 adet karaciğer nakli bekleyen hasta varken bunların 1.001’ine nakil (736 canlıdan, 205 kadavradan) yapılabilmiştir.”

 

Dr. Mahsereci, son 12 yılda canlı böbrek vericileri tedricen artarken, ne yazık ki kadavradan verici oranlarının aynı şekilde artış göstermediğini belirterek, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Diyaliz havuzuna yıllık ortalama 7 bin hasta eklenirken, ülke genelinde kadavra ve canlıdan yapılan böbrek nakli sayısı ortalama 2.800-3.000 civarıdır. Buradan da anlaşılacağı üzere yıllar geçtikçe diyalize giren hasta sayısı ile nakil yapılan hasta sayısı arasındaki makas gittikçe açılmaktadır. İstatistiki çalışmalara göre 2016 yılı sonu itibariyle diyaliz hastalarının sayısının 100.000'leri ve bekleme listesindeki hasta sayısının da 30.000'leri geçmesi tahmin edilmektedir.”

-‘’TOPLUM BİLİNCİ AYNI ÖLÇÜDE GELİŞMEDİ’’

Organ naklinin tıbbi, hukuksal, yasal, felsefi, dinsel, ahlaksal, kültürel, toplumsal ve ekonomik boyutları olduğuna dikkati çeken Dr. Mahsereci, organ nakli tedavisini uygulayabilmek için iyi bir alt yapıya (donör kaynağı merkezi, nakil merkezi, eğitimli sağlık personeli...), bilimsel ve deneysel araştırmalara, uygun yasal mevzuata, devlet desteğine ve toplum desteğine ihtiyaç duyulduğuna vurgu yaptı.

Dr. Mahsereci, bu parametreler içerisinde devletin sağlık sisteminin sorumluluğunu yerine getirmek için önemli çalışmalara imza atmaya başladığını ancak ne yazık ki, toplum bilincinin aynı ölçüde gelişmediğini anlattı.         

Ülkemizde organ bağışı oranlarının birçok Avrupa ülkesine göre alt sıralarda seyrettiğine de değinen Dr. Erkan Mahsereci, sözlerini şöyle tamamladı:

“Beyin ölümü sayıları ile organ bağışı sayıları arasında ciddi farklar vardır. Ne üzücüdür ki, son 10 yılda kadavradan organ bağış oranları giderek azalmıştır. Sevindirici olay ise canlı donör sayısında aynı dönemde nispeten artış olmasıdır.

Kadavradan donör sayısını artırmak için sağlık personelinin bu konudaki bilgi birikimini sürekli taze tutmak ve eğitimlerini sağlamak, en önemlisi de toplum bilincini en üst düzeyde tutmak için uygun politikalar geliştirmek gerekir. Bu konuda herkesin elini taşın altına koyması vicdani bir görevidir.’’

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol