banner758

banner757

banner746

banner727

banner760

MARPOL Tv’de neler konuştum, neler!

MARPOL Tv’de neler konuştum, neler!

Mehmet FİSKECİ

13 Mart 2018, 22:49
Bu makale 268 kez okundu
  

Basın mensubunun görevidir kamuoyunu aydınlatmak, bilgilendirmek. Ama doğru bilgilendirme. Yalan yanlış değil, saptırma değil, yalakalık da değil, ki gerçek bir tane, doğruları söyleyeceksin. Aslında bakılırsa, günümüzde doğruları söylemek, dinlemek kimsenin işine gelmiyor. Tabi herkesin doğrusu kendine de, biz nabza göre şerbet verenlerden değiliz. Yağmur nerede, tarla orada hesabımız, derdimiz, kaygımız ve hevesimizi yok.

Marpol internet televizyon sahibi sevgili Selim Işık programa, canlı yayına davet edip, gündemi konuşmamızı isteyince kırmak ne kelime, eyvallah diyerek gittim.

Canlı yayın spotunu face’de paylaştığında, ‘Kahramanmaraş’ta yer yerinden oynayacak’ demiş. Bizim niyetimiz kendi doğrularımızı sizlerle paylaşmak. Yer yerinden oynatmak gibi niyetimizi yok. Doğru tekse, onu söyler, yazarız.

Bundan da kimseye hesap verecek değilim. Kimseye eyvallahım da yok.

Tabi ki bizim de bu şehirde söyleyecek sözlerimiz var, aktaracaklarımız, uyaracaklarımız. Bu toplumsal görev, sosyal sorumluluk. Yerel yöneticiler, sivil toplum kuruluşları, siyasiler ve basın mensupları, üzerine düşeni yerine getirmekle mükelleftirler. Sürekli pembe tablo çizip, kamuoyunu eksik, noksan ve yanlış bilgilendirmek de gazetecilik ahlakı ile bağdaşmaz.

Doğru tektir, neyse o… Ağzımızın, dilimizin ayarı yok diyenlere inat, dinleyenler söyledi, mükemmel bir program olmuş. Günahları boynuna…

*

Bu kentin iki Durmuş ile sorunu devam ediyor. Biri rektör sayın Durmuş Deveci, diğeri de Elbistan Belediye Başkanı sayın Durmuş Küçük. Sayın Deveci de görevinin başında, sayın Küçük de… Kişi ne ekerse onu biçer. Bu değişmez kural.

Çok eleştirilen, hedef tahtası haline getirilen KSÜ’yü, yani üniversitemizi konuştuk önce. Rektörümüz sayın Prof. Dr. Durmuş Deveci’yi… Gitti gidiyor diye toto oynayanlara inat şunu söyledim, insanların noksanı, eksiği olabilir. Zaten şunun şurasında bir yıldan noksan bir süresi kaldı. Herkesin oyunu kuralına göre oynadığı dönemde, sayın Rektörün de kendi inisiyatifini kullanması kadar doğal bir hareket olamaz.

Sayın Durmuş Deveci’yi görevden almak için siyasilerin gücünün yetmediğini de söyledim. Açık ve net. 

Başarılı olup olmadığına ben karar verecek değilim. Camia ile siyasiler ile sivil toplum kuruluşları ile barışık değilmiş. O da o kurumun başındakilerin sorunu. Acaba bu iddiayı ortaya koyanlar, kamuoyu veya kendisi ile ne kadar barışıklar. Bu tartışılır. Hepimizin eksiği, noksanı var, kimse dört dörtlük değil iken, sürekli vur abalıya demek de kimseye bir şey kazandırmadı, kazandırmayacak.

Ha, gidermiş, kalırmış. Olabilir. Neticede devlet memuru. Hükümetin, YÖK’ün tasarrufu. Avukatı değilim. Sevip saydığım bir isim. Eksiği, hataları ve üniversite camiası için yapamadığı bir şey yoksa, hakkındaki müsbet veya menfi kararı verecek olan YÖK’tür.

Selam ve sevgilerimi gönderiyorum sayın Rektörüme…

*

Büyükşehire sıra geldiğinde, bu köşede (hem Mehmet Fiskeci, hem editör) ne dediysem, ne yazdıysam aynısını ifade ettim. Başkan sayın Fatih Mehmet Erkoç’u başarılı bulduğumu yineledim. Hizmetleriyle, projeleriyle, şehre verdiği umutlarla önümüzdeki dönemde de Büyükşehir Belediye Başkanı olabileceğini, çünkü hizmetlerinin, yaptıklarının Cumhurbaşkanı sayın Erdoğan tarafından da benimsendiğini, beğenildiğini dile getirdim, takdir ettim.

Ha, erken seçim var mı derseniz, var… Tabi bazı ilçe belediye başkanları (çoğu) addaaaaaa gidecekler. Milletvekillerinin yüzde 90’ı da hakeza…

*

İttifak meselesini sordu sayın Selim Işık. Bu meselede iktidarı destekleyen gazetelerin yazdıklarına imzamı atacağımı, bu ittifakın ülkenin bekası, barışı, huzuru, ekonomik ve siyasi istikrarı için gerekli olduğunu, sayın Devlet Bahçeli’nin bu meselede kararlı ve özverili olduğunu söyledim. Türkiye Ortadoğu’da sınır güvenliğimiz için kararlılık sergilerken, bir erken seçim kapıda iken, bu ittifakın ülkenin geleceği için yararını dile getirdim. Ve bu anlamda sayın Bahçeli’yi tebrik ettim.

Allah Cumhurbaşkanımıza uzun ömürler versin.  Ülke için bir şans, bir fırsattır sayın Erdoğan.

*

Siyasi partilerin il başkanlarına sıra geldiğinde, Ahmet Özdemir için üzüldüğümü, keşke görevden elini ayağını çekmesi için belirli bir süre tanınmasının (en az bir-iki ay önce bunun kendisine iletilmesi) daha uygun, etik olacağını söyledim. Saklamıyorum.  Giderayak listeye hem Dulkadiroğlu, hem de Onikişubat ilçe teşkilatlarından 2’şer kişinin eklendiğini, onlarında zaten yürütmede görev aldığını söyledim. Çünkü liste sayın Ahmet Özdemir’in listesiydi. Bize düşen, bu saatten sonra sevdiğim insan sayın Ömer Oruç Bilal Debgici’ye başarılar dilemek,  destek olmak.  Başarılı olması için dua etmek…

Tabi diğer il başkanları da vardı gündemimizde. MHP il Başkanı sevgili Ertuğrul Doğan, CHP İl Başkanı sevgili Esat Şengül ve İYİ Parti İl Başkanı sayın Dr. Faruk Atlı. MHP cenahında Dulkadiroğlu İlçe Başkanını Mustafa Akpınar’ı daha atak, daha heyecanlı gördüğümü söyledim. Bunda iddialıyım, kararlıyım. Sayın Ertuğrul Doğan’ın biraza daha sahada olmasını, esnaf ziyaretleriyle hele hele bir erken seçime gidilmesinin muhtemel olduğu şu mevsimde basın dahil ziyaretlerini sürdürmesini önerdim. Bunu hem İYİ Parti için, hem Saadet Partisi için de önerdim. Halka rağmen siyasetin olmayacağını söyledim. Bir de, MHP Onikişubat ilçe başkanı sevgili Mehmet Şeker’in biraz daha aktif olmasını, sahada olmasını önerdim ki, bunu sürekli yazan ve söyleyen birisiyim.

*

İYİ Parti meselesine gelince… Bir tabanı, karşılığı var. Ama insanların kendini bu partide gösterdiklerine dair net tavırları, görüşleri yok. Bir korku, bir çekince var insanlarda.  Ekmeğinden, aşından, işinden ve yarınlarından korkan insanlar, Meral Akşener’in diğer adıyla İYİ Parti cenahında gözükmekten ve açık açık destek vermekten imtina ediyorlar.

CHP il başkanı sayın Esat Şengül’ün benim yanımda ayrı bir yeri var. Kişiliği ve nitelikli siyaseti ile CHP camiası için bir kazanç, bir fırsat olduğunu da söylemedim değil. Bunda kararlıyım. Parti meclis üyesi sayın Ali Öztunç ile (milletvekili değil ama bir milletvekili kadar özveriyle çalıştığını, şehirden elini ayağını çekmediğini, Kahramanmaraş ile Ankara arasında mekik dokuduğunu da ifade etmekten çekinmedim) mükemmel bir işbirliği, uyum içinde siyasetlerini sürdürürlerken, gündemi takip edip, basın toplantıları ile kamuoyunu aydınlatma ve bilgilendirme noktasında performanslarına on üzerinden on puan verdiğimi belirtmek isterim.

Daha çok şey konuştuk da, yer kalmadı birader.  Başka güne…

NOT: Daveti ve konuşma fırsatı verdiği için sayın Selim Işık’a teşekkür ediyorum. 

Yorum Gönder