Dikkatimi çekti, geçen yıl, gazetemizin Mevlid Kandili sayısında; “Lider ruhlu insanlar ve ucuz kahramanlar” başlıklı köşe yazımda, lider ruhlu insanların güçlerini makamlardan değil, kişiliklerinden alabileceğini yazmıştım.

Devamında ise; “Kişisel gelişime inanır mısınız? İnsanın kendine yeni nitelikler eklemesi, kendinde var olanı açığa çıkarabilmesi ya da yepyeni bilgilerle bakış açısını değiştirerek vizyonunu geliştirmesi, kişisel gelişim eğitimlerinin amacını oluşturuyor. Son yıllarda özellikle profesyonel yaşamda yarattığı olumlu etkilerle bu tip eğitimlere olan ilgiyi de arttırdı.

Siz başlığa bakıp da yanılgıya düşmeyin. Aslında doğru bir cümle. Ama günümüzde bir geçerliliği yok. Şimdi güç makamdan, koltuktan alınıyor.

Kişilikler ikinci planda. Arsız olmuş, hırsız olmuş, çapkın olmuş, yolsuzluklara, pisliklere bulaşmış insanlar, ki içinde her kim varsa da çok gam değil, dürüst adama yer yok bu memlekette.

Profesyonel yaşamda kendini geliştirmek isteyenlerin ilgi duyduğu alanlardan biri de liderlik eğitimleri. Lider olunur mu, yoksa insan lider mi doğar? Yeni nesil kişisel gelişim eğitim programları ile artık bu sorulara lider olunur cevabını verebiliyoruz.

Sahtekâr kahramanlar türüyor çokça, sıklıkla…

Ucuz kahramanlar ilgi görüyor, tribüne oynayanlar kahraman ilan ediliyor, sahada olup, Allah için, Vatan için, Millet için didinenlere, uğraşanlara enayi gözüyle bakıyorlar bu memlekette.” demiştim.

Aradan bir sene geçti, geçti de ne değişti?

KALE, KALEYE BİR TOP!

Kale için uzun zamandır neredeyse savaş veriliyor. Siyasiler ve basın geç başlayan ve bir türlü bitirilemeyen tadilatların, yenilenmenin artık can sıkıcı hale geldiğini yazar, konuşurken, baktım ışıklandırılmasına, içimden ‘eh, güzel olmuş!’ dedim.

Dedim ama itiraf edeyim yaşamım boyunca kaleye ya 5 kere gittim, ya 6… 7’yi bulduğunu sanmıyorum. Sanmıyorum derken, babam anlatır eskiden bir yaşam alanı imiş Kalemiz. Güreşler tertip edilir, ünlü sanatçılar konserler verir, yazlık sinema keyfi yanında, müzesi ile insanların en cazip mekânlarından biri iken, şimdilerde içindeki tadilatların Büyükşehir Belediyesince devam ettiğini öğrenmek, “Biraz geç kalmadınız mı?” sorusunu sormama sebep oldu.

O bakımdan diyorum, kaleye bir top!

SİYASET VE GAZETECİLERE BİÇİLEN FİYAT

Bilenler bilir, siyaset benim kitabımda yok. Takip ederim, yorumlarım ama sevdiğimi söyleyemem. Çünkü bulaşmadığı, burnunu sokmadığı yer kalmadı. Bir kuruma işçi alınacak, 6 veya 9 aylık geçici işçilik için dahi siyasiler devreye girerken, gerçekten işe ihtiyacı olan insanların dışlandığını gördükçe, siyasetten iyice midemin bulandığını başkaları adına da olsa iğrendiğimi belirtmem gerekiyor.  Neyse…

Şimdi gazeteciler ve gazetecilere biçilen rakamlar, fiyatlar moda. Nereye gitsem, eh bizim de gazetemiz var, ne de olsa gazetemizin genel yayın yönetmeniyim, soruyorlar, “Fiyatın kaça!”

Cevap veriyorum, kalite pahalı olur!

Sanki mal alıp satıyorsun! Bu muhabbetin, ulu orta sohbetlerin arasına mutlaka sıkıştırılan basın-siyaset ve yerel yönetimler ilişkileri, iyice cılkını çıkarttı mesleğin.

Bu meseleyi sosyal medya dahil sitelerde okumaktan, dinlemekten bıktım, usandım. Kalitenin ucuz olmadığını, olamayacağını bildiğimden, bu tartışmalı yoruma girmek istemiyorum.

Zira çıngar çıkıyor!

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

banner1050