banner954

banner960

banner962

banner965

banner966

banner967

Kurtuluş mücadelesinde sivil toplumun rolü, yönetişim ve kent konseyleri…

Kurtuluş mücadelesinde sivil toplumun rolü, yönetişim ve kent konseyleri…

Zeynep ARIKAN

14 Şubat 2019, 16:47
Bu makale 4196 kez okundu
  

Vatan sevgisi, millet sevgisi, memleket sevgisi Türk milleti olarak en temel değerlerimizden. Nasıl ki evlat sevgisi, anne baba sevgisi varlığımızın bir parçasıysa; vatan ve millet sevgisi de bizi biz yapan değerler olarak içimizde çok güçlü bir duygu olarak yaşamakta.

Bu duygularla insan toplulukları ve bu toplulukları temsil eden sivil toplum kuruluşları, savaş ve barış zamanlarında yaşadıkları coğrafyada karşılaşılan her türlü sorunu çözmek için çaba sarf etmişler.  Kahramanmaraş’ımızın kahraman halkı da bundan tam 99 yıl önce tarihin kendisine yüklediği sorumluluğu; bin bir başlı kartalı taşıyan bir kanarya metaneti ile yüklenmiş, 22 gün gece gündüz süren destansı mücadelesi ile dönemin en güçlü, en modern ordusunu askeri destek almadan kendi imkânları ile şehirden çıkarmıştır.

Ordusu dağıtılan ülkesi şehri işgal edilen halk içinde bulunduğu durumu göz önünde tutarak, elini hatta gövdesini taşın altına koymak için çareler aramış. Toplumun kanaat önderleri, cami imamları, avukatlar, esnaflar, tüccarlar,  doktorlar, askerler gibi şehir eşrafının istişareleri sonucu bir cemiyet kurulması;  şehrin 10 bölgeye ayrılarak ayrıca her bölge için de bu cemiyetin bir şubesinin açılması kararlaştırılır. Hatta ilçelerde de bu sistem düşünülür. Oralara da bu amaçla mektuplar gönderilir.

*

İşte Kahramanmaraş kurtuluş mücadelesi,  o şanlı direniş, toplumun her kesiminin temsil edildiği bu oluşum tarafından yürütülür. Döneminin en güçlü ordusunu askeri destek almadan kendi imkânları ile şehrinden kovarak bir kahramanlık destanına imza atar. Halkın bu destansı direnişi toplumu bir araya getiren oluşumların gücünün anlaşılması açısından oldukça dikkat çekicidir. Türk Milleti olarak bizler tarih boyunca devleti için, milleti için, hak için, namusumuz için, inançlarımız ve davamız için yeri geldi gazi olduk, yeri geldi, şehitler verdik. Bir milletin kökleri tarihinde saklıdır. Geçmişini unutmuş, tarihini unutmuş bir topluluktan geriye koca bir hiç kalır. Bugün nasıl geçmişte yaşanan bu özgürlük mücadelesi yürekten yüreğe, elden ele taşınarak devam ediyorsa o gün o başarıyı getiren birliğin ve beraberliğin de günümüze taşınarak devam etmesi gerekiyor.

Evet, bugüne gelirsek; şehirlerde yaşayan nüfus hızla artıyor. İnsanlarımız daha iyi bir yaşam için kırsal alanlardan kentlere göçüyor. 25 yıl önce toplam küresel nüfusun yüzde 40’ı kentsel alanlarda yaşamaktaydı. Bugün bu oran yüzde 50’ i geçmiştir. 2025 yılında ise nüfusun yaklaşık üçte ikisinin kentlerde yaşayacağı tahmin ediliyor. Bu demektir ki, kenti yönetenlerin sorumlulukları da artıyor. Aynı zamanda kenti yönetenlerle, yönetilenler arasında köprü vazifesi gören sivil toplum kuruluşları ve sivil toplum kuruluşlarının çatı kuruluşu olan kent konseylerinin de sorumluluğu artıyor. Şehirlerde yaşayan bu nüfusun birlik ve beraberliğini sağlayacak, tek yürek halinde hareket etmesini sağlayacak kurum ve kuruluşlara olan ihtiyaç da artıyor.

*

Son yıllarda, AB politikalarında kabul edilen yerindelik, yönetişim ilkesi, son yıllarda yapılan yasal düzenlemelerle ülkemizde de benimsendi. Avrupa Birliği’nin 2001 yılının Temmuz ayında kabul ettiği İyi Yönetişim beyaz Kitabı’na göre, hem Birlik düzeyinde hem de AB’ye üye devletlerin ulusal ve yerel siyasal yönetimlerinde geçerli olacak olan temel ölçütler iyi yönetişim ilkeleriyle örtüşmek zorunluluğunda. Bu doğrultuda ülkemizde de 2002 yılından itibaren hükümet programlarında yönetişim ilkelerine uygun olarak hükümet etme vurgusu yer almaya başladı.

Yönetişim anlamında, kentin genel olarak yönetimi hakkında resmi ve sivil katılımcıların oluşturduğu istişare kurulu mahiyetinde ön plana çıkan en önemli kurum Kent Konseyleri. Her ne kadar alınan kararlar sadece belediye meclislerinde görüşülmek zorunda ise de kent konseylerinin katılımcılığı göz önünde bulundurulduğunda diğer kamu kurumları nezdinde de bağlayıcı olmasa da aldığı kararların istişari bir anlam taşıması kaçınılmaz. Çünkü şehrin tüm sivil toplum kuruluşlarının ve basının temsilcilerinin de bulunduğu bir konseyde alınan kararı yok saymak pratikte mümkün değil. Belediyelerimiz kent konseylerinin etkin olarak kurulmasını ve çalışmasını sağlayabilirlerse, kentteki tüm paydaşların aralarında güçlü iletişim ve koordinasyonu sağlanabilir ve burada alınacak kararlarla da bu kişi ve kurumları yönlendirebilir. Sivil toplum kuruluşları da Kent Konseyleri vasıtasıyla yönetimde söz sahibi olarak iyi bir yönetişim örneği gösterilmiş olur.

*

Demokrasi günümüzde artık sadece sandık başına gidip oy kullanmak değil. Siyasi başarı, oyların çoğunu almaktan ibaret de değil. Halkın sesini duymak, şehri, ülkeyi onlarla birlikte yönetmek anlamına geliyor. Halkın yönetime katılması, karar mercilerinde düşüncelerini ifade etmesi de kesinlikle gerekli.

Evet; yöneticiler olarak, sivil toplum kuruluşları olarak, halk olarak bizler çok çalışmalıyız. Çok çalışmalıyız ki kanlarıyla, canlarıyla bu ülkeyi bize bırakan atalarımıza layık olalım.

Yorum Gönder