banner758

banner757

banner746

banner727

banner760

GÜNAL’DAN “GEÇMİŞ ZAMAN OLUR Kİ”

09 Mart 2018 Cuma 20:04
Bu haber 439 kez okundu

Basın için, halkımızın gözü kulağı deriz ama, mahalli basınımızın sorunlarına da pek kulak asmayız. Maalesef ihmalci alışkanlıklarımızdandır. Mahalli Basınımızda iki Mehmet tanırım. Mehmet FİSKECİ ve Mehmet TAŞ, ikisi de kadim dostum, basının duayenlerinden. Yıllardır memleket için çalışır, didinirler. Kişilikli basın için taviz vermediler. Başları hep dimdik oldu. Onları kutlarım.

GÜNAL'DAN 'GEÇMİŞ ZAMAN OLUR Kİ”
Geçen bir gün Sayın Mehmet Fiskeci’nin yeni kurduğu ofisine ve KİMLİK gazetesini tebrike gitmiştim. Bu gazetenin logosu durumunda olan nüfus kimlik kartındaki buluş çok harika idi ve beni çok etkiledi. Lütfen Kimliğe bakınız: T.C No: 1920, Soyadı : Cumhuriyet, Adı : Devlet, Baba Adı :Vatan, Ana Adı : Cennet, Doğum Yeri : Osmanlı, Doğum Tarihi: 1299. İşte muhteşem bir tanım, sevgi, birlik ve beraberlik göstergesi, kutluyorum, tebrikler.

Bu ziyaret dolayısı ile sayın Mehmet Fiskeci benim gençlik, bürokrasi ve siyaset yıllarıma ilişkin hatıralarımı yazmamı, günümüz insanlarının bu bilgi, deneyim ve yaşanmış ibret olaylardan istifade edebileceğini söyledi, kıramazdım ve uygun buldum.
KİMLİK GAZETESİ sayın okurları için “GEÇMİŞ ZAMAN OLURKİ” başlığı ile her hafta yeni bir yazı dizisi sunacağım. Lütfen izlemeye devam ediniz.

 

HATIRA                               

          Her insanın hayatı acı, tatlı,  yaşanmış olay ve ibret dolu hatıralarla geçmiştir. Bu hayatların bir kısmı anlatılabilecek ve ders alınabilecek türlerden olabildiği gibi, bazı olaylar ise, sır olarak kalır. Kendince gizlidir, söylenilemez, bir yakınıyla dahi paylaşılamaz ve insanın kendisiyle birlikte mezara gider. Sadece arkasından yorumlar yapılır, en iyi ifadeyle “iyi insandı,  sırları ile gitti,  gitti kurtuldu, Allah rahmet eylesin” denir. Bir süre sonra unutulur veya zaman zaman yakınlarınca bir anısıyla yeniden hatırlanır. Bu hayatlar böyle devam eder gider.

          Ben de, dolu dolu yaşadığım hayatımı, üzüntülerimi, sevinçlerimi, pişmanlıklarımı, ibret olayları gerçek yönleriyle yazmaya karar verdim. Esasen burada anlatılacaklar sadece benim olayım değil, bir dönemin, bir kuşağın hayat hikayesidir. Özellikle gençlik, öğrencilik, idarecilik ve siyaset yıllarımın bilgileri ile aileme, yakınlarıma ve genç kuşaklara yeni ufuklar açabilirim düşüncesiyle yola çıktım.

Her insanımızın rahatlıkla okuyup, üzüntünün, sevincin, başarının ve başarısızlığın hayatın bir parçası olduğunun ve hayattan ümit kesilmemesi gerektiğinin ve dostlukların  bilinmesini istedim. İnşallah yanılmamışımdır.

Bu yazımda, dostluk ve kişiliklerine güvenerek olayların içindeki kişilerin isimlerinden de söz edeceğim. Yıllar öncesinin bu isimleri, bugün ünvanlı kişilerdir. Bazılarını rahmetle, bazılarını da şükranla anacağız. Umarım bir hata yapmış olmam. Niyet, gerçek dostların hatırasını yaşatmak ve yansıtmaktır.

           Mevlana diyorki “Ne kadar bilirsen bil, anlatabildiklerin, karşındakinin anlayabildiği kadardır.”  Bende diyorum ki;

                                             Hayat

                                             Bazı hayatlar vardır; ibret olur,

                                             Bazı hayatlar vardır; heder olur.

                                             Ben bu hayatların neresindeyim?

                                             Öncesini sonrasını ALLAH bilir.

 

Böyle bir hatırat yazmaktaki cüretimiz ve hatalarımız İnşallah hoşgörü ile karşılanır.

Saygılarımla,                                                                                                        

                                          (Kimlik Gazetesi’nde 2.7.2008 de yayınlandı) 

Anahtar Kelimeler

Yorum Gönder