banner822

banner818

banner814

banner819

banner821

banner823

banner824

Kendimizle yüzleşmek ve kader ağlarını örerken…

Kendimizle yüzleşmek ve kader ağlarını örerken…

Gencay FİSKECİ

25 Kasım 2018, 12:53
Bu makale 342 kez okundu
  

Günlük yaşam sıkıcı, mutsuzluk insanların her yanından fışkırırken, acaba diyorum, akşam olup da eve gittiğimizde, eşofmanları (pijama denen nesne kalmadı nasıl olsa) çekip divana şöyle bir uzandığımızda, acaba hepimizi kast ediyorum, bir muhasebe yapabiliyor muyuz?

Bu şehirle, bu kentin değerleriyle ve en çok da kendimizle yüzleşebiliyor muyuz?

Televizyonu açmadan, divana uzandığınızda ‘Ben bugün kendim için, ailem için, şehrim için, ülkem için ne yaptım?’ diye sorguluyor musunuz kendinizi?

Gerçeklerle yüzleşmek zor. Zaman zaman insanı huzursuz, tedirgin etse de, bunu yapmalıyız. Acaba bugün birilerinin kalbini kırdık mı, acaba kul hakkı yedik mi, bir yetimin, bir öksüzün sırtını sıvazlayıp ona insanca yaklaştık mı, bir yaşlıya, çocuklu bayana toplu taşıma aracında yer verdik mi, bir arkadaşımızı arayıp doğum ya da evlilik yıldönümünü kutladık mı, unuttuğumuz dostluk ve komşuluk ilişkilerini güçlendirmek için asansörde rastladığımız karşı komşuya ‘hayırlı günler, nasılsınız, sağlığınız yerinde mi’ diye sorduk mu, bir hastayı ziyaret edip geçmiş olsun dilek ve temennisinde bulunduk mu?

Say say bitmez, uzar gider.

*

Günlük geçim derdinden çok kendimizi seçimlere enjekte ettiğimiz için, günlük yaşamdaki yaşanacak güzellikleri yaşamaktan uzak kaldığımız hasletleri kenara bıraktık.

Ekmek ve geçim kaygısı bir yandan, büyükşehire kim belediye başkanı olacak, ilçelerde kimler aday gösterilecek, bunun derdinde, talaşındayız hepimiz. Ailemizi ihmal ediyoruz, çocuklarımızı ihmal ediyoruz, işimizi-gücümüzü ihmal ediyoruz, varsa yoksa kim belediye başkanı olacak?

El alemin derdi, bizi geriyor.

İnsani ve toplumsal değerlerimizi unuttuk.  Bir arkadaşımızı ziyaret edip hal hatırını sormayı rafa kaldırdık.

*

Bakıyorum, dikkat ediyorum, bazılarının burnu havalarda, kendisi Kaf Dağında. Sanki babasından miras kalmış gibi. Ne oldu? Keser döndü sap döndü, gün geldi hesap döndü. Sana ne oldu Mustafa Uzunlar. KASKİ’yi batırdın, sıra belediyeye gelmişti, Allah nasip etmedi. Allah’ın sopası yok işte.

Nihayet büyükşehir belediye başkanı belli oldu. Tanımam, ama ismini çok duydum. Özellikle babamın da yakın arkadaşı olduğunu biliyorum. Ne oldu; kader ağlarını ördü değil mi?

Hızlı giden atın boku seyret düşermiş, düştü değil mi?

Rüzgâr eken fırtına biçermiş, biçildi değil mi?

Ebabil bir kuştur, sözünden dönen …’tur değil mi?

Dağdan kestim kereste… Değil mi kereste?

Ve dün okuduğum köşe yazısı başlığı ile yazımı bitirecek olursam, ‘dalından düşen yaprağın kaderini rüzgar belirlermiş.’ Belirlendi değil mi?

Ee, etme bulma dünyası bu.

 

 

Yorum Gönder