banner1066

Üç yıl olmuştu artık okulda siyaset konuşulmaya başlamış ben yalnızlaşıyordum, din hocası dersin bir yerine MSP genel başkanı başbakan yardımcısı Prof. Dr Necmettin Erbakan bir demecinde diyor ki repliğini koyarak cezbeye  getirir kendisini, büyük talebeler gelir Türkeş bozkurtlarım diyerek insanı hayvan yerine koyuyor teranesini işler, kominist Ecevit’te din iman yok vs..

Ben bu gruplara bir bilgim yok ki takılayım. Kenarlarında geziyorum artık aidiyet hissetmek istiyorum ama aile çevremizde siyaset hiç konuşulmuyor ki bilgim olsun. Bir gün TV’de milliyet gazetesinin reklamı yapılıyor, otobüste milliyet, evde milliyet, işte milliyet derken kafamda şimşekler çaktı, sabah yolu çarşı başındaki Ulucami arkasında demir kulübede gazete satan kara gözlüklü emminin yanına vurdum, ‘ver bir milliyet!’ dedim.

*

Okula geldim, bendeki Milliyet Gazetesini görenin şekli değişiyor. Ben hayra yoruyorum inanmıyorlar tabi diyorum, teneffüs oldu şimdi Gelecek Partisi il Başkanı Arif Gedemenli geldi, “şu gazeteyi versene!” dedi verdim babası MSP il başkanı bir gazetede kendisi niye almıyor ki diye de hayıflanmadım değil..

Ders başladı hoca kürsüye geldi “kim ulan o kominist!” diye haykırıyor, herkes bir tarafa bakıyor, hayır kurda tapan kim dese herkes rahmetler olsun Burhan Çıngıl’a dönecek, o bana bakmayın dönün ln benim Allah’ım var diyecek ama kominist kim bilmiyoruz.

Hoca “kim ln o milliyet gazetesiyle okula gelen kominist?” der demez dam başıma yıkılmış neye uğramış olduğumu anlayamamıştım, bir kominist gencin cenaze namazını kıldırmamıştı bir imam diye biliyordum. Şimdi benimde mi cenaze namazım kılınmayacaktı!

*

Kimsede çıt yok hoca Arif “sen biliyormuşsun, bu gazeteyi getireni” deyince, “Arif biliyorum, ama arkadaşımdır söylemem!” dedi, ve hoca kırk dakika saydırdı. Gitti benim dizimin bağları çözülmüş üzüntüden kahrolmuştum. Teneffüslerde dışarı bile çıkmadım ama kötü haber okulda yayılmış, bizim sınıfın ağzı kalabalıktan geçilmiyordu. Bir grup genç imam hatipli sınıfı bastı, sıraları karıştırdılar, bir çocukta Dünya Gazetesi buldular, hış ettiler, zannederim adı Necati idi, Gösunlu, Çerkes bir çocuk. Güreş tefrikaları yayınlıyor dünya gazetesi onun için alırmış gazeteyi bana anlattı çocuk.

Kimse gazeteyi getireni şu getirdi demedi beni döven olmadı ama ben karar vermiştim, artık bu yüzkarası ile o okulda duramadım.

Ben milli gazeteyle milliyeti karıştırmıştım meczup molla.

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol