KSÜ 2017-2018 EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI AKADEMİK AÇILIŞ TOPLANTISI YAPILDI

12 Eylül 2017 Salı 17:18
Bu haber 374 kez okundu

Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi (KSÜ) 2016-2017 Eğitim-Öğretim Yılı Akademik Açılış Toplantısı, Rektör Prof. Dr. Durmuş Deveci’nin katılımlarıyla Cahit Zarifoğlu Konferans Salonunda gerçekleştirildi.

KSÜ 2017-2018 EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI AKADEMİK AÇILIŞ TOPLANTISI YAPILDI
 KSÜ’de görev yapan akademik personele yönelik toplantının açılış konuşmasını Rektör Prof. Dr. Durmuş Deveci yaptı. Bütün akademik yılın ilk haftadan başlamak üzere etkin ve etkili bir şekilde sürdürülmesinin gerekliliğini vurgulayan Rektör Deveci, Üniversite akademik personelinin eğitimle ilgili her türlü görüş ve önerisini her zaman dinlemeye ve ellerinden gelen her türlü desteği vermeye hazır olduklarını söyledi.

Medeniyetleri ayakta tutan asıl unsurun kurdukları kendilerine has eğitim sistemleri olduğunu hatırlatan Rektör Deveci, “Başka bir medeniyetin eğitim kurumlarıyla kendinize has bir dünya kuramazsınız. Hesabı verilmiş, temellendirilmiş, gerekçelendirilmiş, milli reflekslerden ve ihtiyaçlardan doğmuş bir bilim felsefesi kurmak zorundayız. Tarihimizi yok sayarak ya da 'yabancılar gözüyle Türkler' bakışıyla geleceği inşa etmemiz mümkün değildir.” ifadelerini kullandı.

Geçmişte ve bugün İslam coğrafyasında yaşanan etnik ve mezhepsel kavgalara dikkat çeken ve tarihin farklı dönemlerinde medeniyetimizin takındığı bütünleştirici tavrı anımsatan Rektör Deveci, “Bugün de İslam coğrafyası çeşitli etnik ve mezhepsel kavgalar içerisinde boğulurken bizler tarihteki bu atılım yeteneğini yeni baştan devreye sokmak zorundayız. Nasıl ki ceddimiz bilim ile aklın, akıl ile adaletin, adalet ile liyakatin terkibini oluşturmuş ve eğitim sistemini kurarak bir devşirme olan çocuktan Osmanlının en güzide sadrazamını yani Sokullu Mehmet Paşa’yı yetiştirebilmişse biz de bugün kendi çocuklarına bile milli ve yerli şuur vermekten aciz tüketim çılgınlığının mağduru gençlerin milli ve yerli bir terbiye ile yetişmesini sağlayan eğitim sistemini kurmak ve yeni baştan kendi paradigmamızı hâkim kılmak zorundayız. Çünkü yeryüzü coğrafyasında ümmeti Müslümanın bizden beklentileri var.” diye konuştu.

“Sayın Cumhurbaşkanımızın sıklıkla belirttiği gibi 'geçmişsiz bir gelecek olmaz.' Bilirsiniz ki geçmişin milli ruha nüfuz etmiş adeta cilt-deri mesabesinde olan temel değerlerini güncellemek, çağın her tuzağına karşı yeni mukavemetler kurmak zorundayız.” diyen Rektör Deveci sözlerini şu şekilde sürdürdü: “Bilmenizi isterim ki bizim medeniyetimiz biten, yok olan bir medeniyet değildir. Bilfiil olmasa da bilkuvve yaşayan bir medeniyettir. Bu medeniyetin bilim yuvası olarak üniversitelere, dolayısıyla sizlere çok ciddi görevler düşmektedir.”

Bilim adamlarını çalışma prensipleri açısından üç ana başlık altında değerlendiren Rektör Deveci, “Birincisi, karıncavari bilgindir. Karınca ne yapar? Devamlı toplar, taşır ve yuvasına yığar, kışın yemek için; ama getirdiklerini hiç işlemez. Bazı bilginler böyledir; sürekli olarak malumat toplarlar ve yığarlar. Bunlara biz Osmanlı Türkçesinde malumatfuruş diyoruz. İkinci tür ise örümcekvari bilgindir. Örümcek ne yapar? Devamlı ağ örer, bekler, bir sinek oradan uçacak da, takılacak da onu yiyecek. Bazı bilginler böyledir; devamlı teori üretirler, kavram yaratırlar, model oluştururlar ama içleri boştur. Çünkü fizibilitesini yapmazlar. Arşiv belgesi okumaz, yazma eser incelemez ya da gidip alan araştırması yapmaz; masa başı felsefe ve bilim yaparlar hatta yer yer siyasilerin işlerine soyunmaktan yer yer bilim tüccarı olmaktan çekinmezler ve en önemlisi artı değer üretmezler. Üçüncü kısım bilgin ise arıvari bilgindir. Alması gereken özleri alır, içinde yoğurur ve bunu bala dönüştürür. Bu örneklerden hareketle belirtmek gerekirse ülkemiz bu bilim ve teknoloji çağında bal yapan bilginlere ihtiyaç duymaktadır. Bırakalım siyaseti siyasetçiler, ticareti tüccarlar yapsın!” şeklinde konuştu.

“Çanakkale ve Maraş işgalini yaşamış bir millet olarak ve bu şehrin bir sakini olarak daima aklımızda tutmamız gereken gerçek şudur: Bugün savaş cephede ve silahla olmuyor. Evet, olanı da var ama daha gerisinde bir diplomasi, ekonomi, teknoloji gücünün sahayı ele geçirdiğini unutmamak zorundayız. Bu sebeple daha çok çalışmak, daha çok üretmek, daha zengin ve bayındır hale gelmek zorundayız. Bunun için de teknoloji üreten, bilim üreten kurumlar olmak zorundayız. Bir bilim adamının kütüphanede geçen zamanı ile uykuda geçen zamanı eşit ise inanın çağın gerisinde kalacağız demektir. Dünyanın mazlum ülkeleri ile Türk milletinin kaderi bir yere bakıyorsa, hamasi olarak zalimi kınayan konuşmalar ve sonu bir şeye yaramayan tartışmalar yerine daha çok eser, daha çok sanat, daha çok bilim üretmek zorundayız! Bu çerçevede mesuliyetini taşımak zorunda olduğumuz bir medeniyet davamız ve yarınlara daha güçlü bir Türkiye bırakmak sevdamızın yolu kütüphaneden, laboratuvardan ve çok çalışmaktan, kısacası idealist bilim insanlarının varlığından geçmektedir.” diyen Rektör Deveci, konuşmasını şu şekilde sürdürdü:

“Yakın zamanda açmayı planladığımız kütüphanemiz inşallah siz bilim adamlarının kaynak imkânını artıracak, böylece bilgiye erişim ve bilgiyi kullanma konusunda da daha iyi bir düzeyi yakalamış olacağız. Bizler ve makamlarımız geçici. Aslolan devlet ve milletimizin güçlü, müreffeh olması ve aydınlık içerisinde varlığını devam ettirmesidir. Sadece güç ve bilim kaba kuvveti, sadece hikmet ve irfan dünyayı ihmal etmeyi doğurmaktadır. Bizim ihtiyacımız bilgi ile hikmeti, kültür ile irfanı birleştirip insanî bir terkibe ulaşmaktır. Yerel değerlerden, şehrin ihtiyaçlarından, milli dokudan, kısacası milletten uzak bir şekilde bilim adamı cüppelerini, halkımız ile aramızda bir duvar haline dönüştürmemeliyiz. Devletimizin imkânları ile giydiğimiz bilim adamı cüppeleri ne siyasetin, ne ticaretin, ne de tahakkümün bir aracı olarak bize verilmiştir.”

Çok çalışmanın ve emeğin önemini vurgulayan Rektör Deveci, “Bizler de bu çerçevede akademik bilgi ile milletimizi muasır medeniyet seviyesine çıkarma ideali ekseninde nesiller yetiştirmek vazifesi ile mükellefiz. Her birimiz yarının rüyasını, 21. asrın Türk asrı olduğu ülküsünü görmüyorsak, Batının ürettiği bilim ve teknolojiye kendi bilimsel felsefemizle yeni ürünler katmıyorsak zarardayız, ziyandayız! Operatif, kalkülatif, regülatif bir akletme tarzı ile düzen ve süreklilik hassasiyetleriyle, bilgi ile eylemin, akıl ile adaletin yeniden tesisini ve hatta terkibini gerçekleştirmek zorundayız.” ifadeleriyle konuşmalarını tamamladı.

Üniversitemiz Rektörü Prof. Dr. Deveci’nin açılış konuşmalarının ardından, Öğrenci İşleri Daire Başkanı Yrd. Doç. Dr. Alpaslan Alkış, KSÜ öğrenci istatistikleri ve güncel uygulamalara ilişkin bilgilendirme sunumu gerçekleştirdi.

Anahtar Kelimeler

Yorum Gönder