Öne Çıkanlar dizi BEYOĞLU TAZİYE EVİ AÇILIŞA HAZIR MUHAMMED GEVHER BAKIRCILAR ÇARŞISI TURİZMİN GÖZ BEBEĞİ OLMALI Akbaba Ailesi

Bu haber kez okundu.

HERKESİNDİR BU DÜNYA, HERKESİNDİR BU ŞEHİR, BU İLÇE, BU BELDE.
 Malum Belediye Başkanlıkları için yerel seçimler yaklaşıyor ve aday adayları da yarışabildiği kadar yarışıyor. Hak eden önce aday olsun, sonra da seçimi kazansın, İnşaallah. Bizim bu aşamada bundan başka bir dileğimiz olmaz.


Ancak bakıyor ve esefle izliyorum ki; özellikle küçük yerleşim yerlerinde insanların büyük çoğunluğu bir şehre, bir ilçeye, bir beldeye Başkan seçtiklerinin farkında değiller. Kafalarında kendi çıkarları, kendi ailesi, kendi sülalesi, kendi kabilesi var. Sanki, bir aileye, bir kabileye, bir sülaleye, Başkan seçilecek gibi davranıyorlar. Hatta daha da ilerisi yalnızca kendisine hizmet için Başkan seçilecek gibi, kendisini temel alarak da ahkam kesenler var. “Şu olur, şu olmaz” diye sanki hüküm verici gibi konuşanlar da var.

Bu görüşlerinin ve bu kendinden menkul sözlerinin temelinde de ya basit gerekçeler ya da menfeat var. Bunu nerden mi anlıyorum? Zaman zaman bu kişilerle bir araya geldiğimizdeki sohbetlerdeki konuşmalarıyla bu bakış açılarını ele veriyorlar. "Ben o adamı sevmiyorum. Bana geçen gün selam vermedi. O adam benim işyerime bile gelmez. Benden alışveriş yapmaz. Benim çayımı içmez" gibi çok basit gerekçelerle de adam karalanıyor, "o bizim köyden değil, o bizim cemaatten değil, o bizim kökenden değil" gibi “klana (kabileye) ya da kana” dayanan gerekçelerle de adam karalanıyor. Karalanıyor derken, en azından isminin üstü çiziliyor. Ya da aleyhinde konuşmalarla adam yıpratılıyor.

Bu mantıkla bir yere gidilmez. “Senin klanın ya da kanın” başkalarından üstün mü? “Üstünlük ancak takvadadır”, duymadın mı?

“Takvanın dışında bir üstünlük tanımıyorum.” Bu gerçeği aklımızın en merkezinde tutarak tekrar konumuza dönelim.

Üstünlüğün ne bir “klana ne de bir kana” ait olmadığı gerçeğiyle, “şehrin, ilçenin ve beldenin genel menfaatlerine uygun bir aday varsa, bu aday bir kesime hoş gelmese de, desteklenmelidir. Ya da en azından köstek olunmamalıdır.”

Buna göre, şehrin, ilçenin ve beldenin genel yararına aykırı olduğu ve herkese eşit hizmet edemeyeceği düşünülen bir aday adaya karşı olmak ne kadar mantıklıysa, yukarıda belirttiğim, sadece “klana ve kana dayanılan” gerekçelerle de bir adaya karşı olmak, o kadar mantıksızdır.

Şunu kimse unutmamalıdır: "Başkan şehre, ilçeye, beldeye seçiliyor. Şehir, ilçe ve belde de herkese aittir. Yalnızca bir kabile, aile ve sülaleye değil."

Şimdi bu noktada sizi zor bir soruyla baş başa bırakmak istiyorum: "Bir yerde yangın çıkmış, o yangını iki itfaiyeci gidip söndürmüştür. Yangın sonrası iki itfaiyeci nehir kenarına gitmiştir. Yangından dolayı, yalnızca bir itfaiyecinin yüzü kirlenmiştir. Diğerinin yüzü ise temizdir. Hangi itfaiyeci yüzünü yıkar?"

Şimdi bu soru karşısında, konumuzla bu sorunun ne alakası var diyenler olacaktır. Alakası var. Hem de çok.

Gelelim sorunun cevabına. Bu soruya çoğunluk “yüzü kirli itfaiyeci yüzünü yıkar” diye cevap verilir. Ancak asıl cevap o değildir. Doğru cevap; “yüzü temiz itfaiyeci yüzünü yıkar. Çünkü, karşısındakinin yüzünü kirli görünce yüzünün kirli olduğunu düşünür ve yüzünü yıkar. Yüzü kirli olan ise karşısındakinin yüzü temiz olunca yüzünün temiz olduğunu düşünür ve yüzünü yıkamaz.”

Şimdi konumuzla bu örnek olayın alakasını kuralım.

Herkes karşısındakine bakarak tavır alır.Ancak aldığı tavır doğru mu, yanlış mı bilemez. Bakın burada itfaiyeci, karşısındaki itfaiyeciye göre tavır aldı, ancak kendisinin yüzünün durumuna bakma ihtiyacı bile hissetmedi. Herkes aynaya bakıp kendisine çeki-düzen vermelidir. Bizim ölçümüz başkaları değil, kendi öz sorumluluğumuzdur. Bu sorumluluk da fedakârlığı ve diğergamlığı, toplum için düşünmeyi gerektiriyor. Bundan önce hep başkaları örnek alınarak yanlışlık yapılmış olabilir. Artık bundan sonra farkı görmeliyiz. Bunu birinci ve en önemli husus olarak öncelikle belirledikten sonra, şu hususları da belirtelim: Bir toplumda herkes birbirine aynadır. Herkes birbirine bakar ve kendisinin de öyle olduğunu ya da en azından öyle olması gerektiğini düşünür. Herkes birbirine örnek olacak davranışlar sergilemelidir. Çünkü, hem bencillik, yalnızca kendisini düşünmek şeklindeki kötü huylar, hem de diğergamlık, fedakarlık dediğimiz güzel huylar yayılıcılık özelliği gösterir. Bir toplumda hangisi çoksa, o özellikler toplumun geneli kapsar.

Herkes özellikle bu seçimlerde, toplumda bencilliğin değil, diğergamlığın yaygınlaşması, sadece kendini düşünmenin değil fedakarlığın geçerli olması için şu düşüncelerde olması gerekir. Yalnızca kendisinin ve ailesinin, sülalesinin, kabilesinin değil başkalarının da huzurlu ve mutlu yaşama hakları olduğunu düşünerek empati yapmalıdır.

“Herkesindir bu Dünya, herkesindir bu şehir, bu ilçe, bu belde, vesselam.”

Ahmet SANDAL

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol