banner1011
Öne Çıkanlar siyaset GERİ DÖNÜŞÜMDE DULKADİROĞLU FARKI ÖZEL SANKO OKULLARI GENEL MÜDÜRÜ MELİKE TOKLUCU: ANASINIFLARIMIZDA İNGİLİZCENİN YANI SIRA KERVAN YENİLENDİ KARAYOLLARI İŞ BAŞINDAYMIŞ!
banner1014

Bu haber kez okundu.

TEK SEKTÖRE BAĞIMLI EKONOMİYE SAHİBİZ!

İşadamı, üretken insan, toplumsal hassasiyetleri olan Eşref Şekerli ile sohbet ediyoruz. Önce biraz kendisinden söz etmesini istedik ve bu işe nasıl ve neden başladığını sorduk; bize şunu söyledi; “Bir iş iyi ve güzel yapabilmek için sadece ziraat mühendisi ya da veteriner olmak gerekmiyor, bu işi sevmek, benimsemek ve yaşam biçimi olarak kabul etmek önemli. Söz konusu unvanları taşıyor olmasına rağmen başka birçok sektörde çalışan insan vardır.

20 yıldır bu sektörde çalışıyorum, ciddi anlamda tecrübe sahibiyim. Yurtdışı ve yurtiçindeki çiftlikleri gezme fırsatım oldu, birçok yatırıma öncülük ettik, birçok yatırımın proje ile teknik destek ve danışmanlık hizmetini verdik. Sadece kendi çiftliğimizle yetinmedik, çevremizdeki çiftçilerin problemleri ile de ilgilenince, haliyle tecrübemiz arttı. Avrupa’da ve dünyanın gelişmiş ülkelerindeki yöntemleri ülkemize aktarmak, ülkemiz çiftçisi ile onları buluşturmak misyonunu üstenmiş olduk.

Son 10 yıl içerisinde Türkiye’de faaliyet gösteren tarım üzerine yayınlar yapan tematik kanallar sayesinde yaptığımız bu yeni uygulamaları farklı yaklaşımları izleyicilerle üreticilerle, çiftçilerle, hayvancılarla buluşturma fırsatı bulduk.

Yurtdışından ithalatını yaptığımız döviz ödediğimiz birçok makina ekipmanın yurt içerisinde üretilmesini sağladık, yurtdışından ithal edilen birçok hayvanın yurt içinde üretilmesini, ülkemiz iklimine ve coğrafyasına uygun hayvan ırklarını tespit edip ülkemize getirilmesini ve çoğaltılmasını sağladık.”

ÜLKE ÇIKARLARI HERŞEYDEN ÖNCE GELİR!

Bildiğimiz kadarıyla ülkenin olduğu kadar memleketimin sorunlarına da duyarlı bir insan. Hassasiyetleri var. Bu şehrin sahipsiz olduğunu söylüyor sürekli. Sahiden bu kadim şehir sahipsiz mi? Sahipsiz derken gerekçeleri nelerdi? Bu sorumuza şu cevabı verdi;

“Ülke menfaatleri her şeyin önünde gelir, Kahramanmaraşlı olmamız hasebiyle bu kentin problemleri de bizi yakından ilgilendiriyor. Yaşadığımız şehrin daha güzel yönetilmesi, daha üst standartlarda hizmet görmesi için duyarlı bir vatandaş gibi davranıp, gördüğümüz aksaklıkları sosyal medya aracılığıyla dile getirmeye çalışıyoruz. Sadece şikâyet edip sızlanmıyor, çözüm de üretiyoruz. “Bu şehir sahipsiz” sözü klasik bir söz, herkesin rahatlıkla kullandığı bir söz, ben bu sözü söylerken bu şehre hizmet edenleri eleştirmek anlamında kullanmıyorum, birlikte olamadığımızı, toplu düşünemediğimizi, eleştiriye kapalı olduğumuzu, istişare etmediğimizi kafamıza göre hareket ettiğimizi, gelişen dünyada geri kaldığımızı, hızlı karar alamadığımızı anlatmaya çalışıyorum. Ne yaparsak yapalım, keyfi davrandığımızı, bencillik yaptığımızı, şehrimiz adına düşünmediğimizi bizim gibi düşünen insanlara fırsat verdiğimizi bizim gibi düşünmeyen insanları yok saydığımızı görüyorum. Böylelikle aramızdaki kültürel ve düşünce uçurumu her geçen gün daha fazla büyüyerek gidiyor, her gelen kendi düşünce ve ufku çerçevesinde bir hizmet anlayışı ile davranıyor.

Hizmetler var, ancak daha iyi, daha güzel olabilirdi. Sanatsal bakış açımız yok, ecdadımızdan bize kalan mirasa benzer hiçbir binamız yok, ruhsuz, kötü, ölü enerjimizi sömüren ruh dünyamızı karartan binalar etrafımızda yükseliyor. Oysa bundan 500 yıl önce yapılmış binalar hâlâ insanları gönül dünyasını zenginleştirmeye, kalplerini aydınlatmaya,  ufkunu genişletmeye, pozitif enerji yaymaya devam ediyorlar. Yani sadece yapmak değil, biraz daha sanatsal estetik ve gönülden bakmak gerekiyor.

SOSYAL MEDYAYI İYİ KULLANMAK!

Eşref Şekerli, çağın teknolojik imkânlarını mükemmel kullanıyor. Alanında uzman. Tarım için, hayvancılık için ne gibi çalışmaları vardı ve bu çalışmalarında Kahramanmaraş’ın yeri neydi?

İşte verdiği cevap; “Tarım ve hayvancılık alanında makine ekipman üreten bir fabrikamız var. Hayvan alım satımı, kaliteli kaba yem üretimi, çiftçilik yapıyoruz. Sosyal medya üzerinden ülkemiz çiftçisinin hayvancısını bilgilendirmeye çalışıyoruz. Twitter’da 60.000, Instagram’da 50.000, Facebook’ta 120.000 ve YouTube’da 70.000 civarında izleyicimiz var. Hayvancılığın nabzını tutuyoruz diyebiliriz güncel gelişmeleri yorumluyoruz onların anlayabileceği dilde konuları yeniden anlatmaya çalışıyoruz. Tarım ve hayvancılıkla alakalı çıkan bütün haberleri, çiftçimizin, hayvancımızın istifade edeceği standartlarda yorumlamaya, izah etmeye, yönlendirmeye çalışıyoruz.

Özellikle büyükbaş çiftliklerinde yaşanan sorunların tespiti çözüme kavuşturulması, doğru yönetilmesi, para kazanır hale gelmesi için teknik ekibimizle birlikte ciddi çalışmalar yürütüyoruz. Kısa sürede sonuçlar alıyor, sadece yurtiçinde değil, yurtdışında yaptığımız danışmanlık faaliyetleri ile kaliteli hizmetler veriyoruz. Ülkemizi ve şehrimizi temsilen yurtdışındaki fuarlara katılıyor, bu yıl yurt içerisindeki İzmir Agro EXPO Fuarında stant açarak çiftlik ekipmanları üzerine yaptığımız yeni çalışmaları sergileyeceğiz. Çiftçimizin ve hayvancımızın hayatını kolaylaştıracak enerji ve işçilik maliyetlerini düşürecek ekipmanları üretiyoruz.

Anahtar teslimi çiftlik kurulumları, projelendirme hizmetleri, teşvik destek ve hibeleri maksimum kullanabilme, bölgelere uygun iklimlere ve coğrafi yapıya uygun proje seçimi, projelerin hayata geçirilmesi, kaliteli kaba yem üretilmesi Çiftlik faaliyetleri yem üretim tesisleri gibi konularda teknik destek ve danışmanlık hizmeti veriyoruz anahtar teslimi çiftlikler kuruyoruz.”

ÇİFTÇİLERİ EĞİTME MESELESİ…

Şekerli’nin ciddi projeleri olduğu kesin. Bunu, tesisini gezerken gözlemledik. Sadece Kahramanmaraş merkezinde mi yürütüyordu bu işi, yoksa ülke içinde de mi sürdürüyordu? Yurtdışı sahanın içinde miydi? Bakın bu soruya hangi cevabı verdi;

“Yaptığımız işlerle alakalı yurt içinde ve yurt dışında güzel projeler yürütüyor, yaptığımız projeleri YouTube sayfamızdan yayınlıyor, çiftçilerimiz ve hayvancılarımız bu videoları izleyip kendilerine örnek alıyorlar. Yaptığımız işi kimseden saklamadan, gizlemeden tüm şeffaflığı ile hem anlatıyor hem gösteriyoruz. Sadece bizden alışveriş etmelerine gerek yok, yeter ki ülkemiz bu konuda gelişmiş ülkelerle arasındaki açığı bir an önce kapatabilsin.

Ayrıca hayvan beslemede kullanılan ot tohumları üretimi ve satışı yapıyoruz. Alternatif kaba yemler üzerine çalışıyor, döviz ödeyerek satın aldığımız hammaddeler yerine kendi ülkemizin topraklarında kendi yağmurumuza ve imkânlarımızla meydana gelebilecek ve hayvan beslemede rahatlıkla kullanılabilecek alternatif beslenme metotları ile alakalı bilgileri hem TV kanallarından, hem de sosyal medya hesaplarımızdan paylaşıyor, çiftçimizin eğitilmesine destek oluyoruz.”

ÜRETİM-TÜKETİM DENGESİNİ KURAMADIK!

Soru; Tarım ve hayvancılık konusunda, Bakan Bekir Pakdemirli’yi ve icraatlarını yeterli buluyor musunuz? Ülkenin tarım politikası için neler söylemek istersiniz?

Cevap; “Bizim de destek verdiğimiz, AK Parti hükümetinin kuruluşunda yer aldık, hizmetlerde bulunduk ancak; kurulduğu günden bugüne AK Partinin icraatları içerisinde tarım ve hayvancılığın gereken ilgiyi bulmadığı kanaatindeyim.

Ehliyet ve liyakat konusunda hassasiyetle davranılmadığı, doğru görevlendirme yapılmadığı kanaatindeyim, bu konuda yapacağım açıklamaların siyasi anlaşılacağını bildiğim için çok fazla derinlemesine izahat da bulunmak istemiyorum. Sadece AK PARTİ iktidarı son 17 yıl içerisinde Türkiye cumhuriyeti kurulduğundan bugüne verilebilecek en büyük teşvik, destek ve hibe programları düzenlemiş, çiftçimize ve hayvancımıza ciddi paralar dağıtmıştır.  

Lakin aradan geçen zamana rağmen, sadece 2018 yılında 1.500.000 hayvan ithal ederek tarihi bir rekor kırılmıştır. Bu da verilen teşvik destek ve hibelerin amacına ulaşmadığı, İşe yaramadığı gerçeğini ortaya koymuştur. Bütün bunların sebebi; yukarıda zikrettiğim gibi istişaresiz “Ben yaptım oldu!” zihniyetinin ürünüdür.

AK Parti iktidarda iken son 17 yılda 33 milyar Tl değerinde çiftçi ve hayvancıya para vermiştir. Fakat hayvan sayımızda beklenen artış olmadı. Çiftçimizin ürettiği ürünler, değerinde alıcı bulamadığı için, insanlar sektörden kaçmış köyden şehre göç etmişlerdir. Köylerde sadece 60 yaşın üzerinde insanlar yaşamakta, köye dönüş projesi adı altında yapılan projelerin hiçbirisi işe yaramamıştır. Haliyle önceki projelerin akıbeti sorgulanmadan benzerleri hayata geçirilmiş,  aynı hata üst üste tekrarlanmıştır.

Bakan değişikliklerinde sanki iktidar değişikliği olmuş gibi politikalarda ciddi değişiklikler olmuş, bir türlü istikrar yakalayamamıştır. Bu ülke kendi uçağını, kendi insansız hava aracını, topunu, tankını, kendi otomobilini üretebiliyor ise kendi ineğini de üretebiliyor olması gerekir. Maalesef böylesine basit bir şeyi bugüne kadar başaramamış olmak, sıkıntılı bir durumdur.

Nüfus artışı, mülteciler ve ülkemizi her yıl ziyaret eden turizmcileri hesaba katarsak, 110 milyon insana hitap ediyoruz bu ihtiyaca paralel bir üretimimiz maalesef yok. Bir türlü üretim tüketim dengesini kuramadık! Hayvan sayımız az, kullandığımız yem hammaddelerinin %50’den fazlasını ithal ediyoruz. Yapamadığımız, teknolojisini bilmediğimiz, anlamadığımız şeylerin ithal edilmesini anlayabilirim, ancak kendi ülkemizin dinamikleri ile hayata geçirebileceğimiz şeyleri dışardan satın almak bana dokunuyor!

Maalesef iktidar başka alanlarda gösterdiği olağanüstü başarıyı, tarım ve hayvancılık politikasında gösterememiştir. Bu eleştiriyi yapmak zorundayım.”

VERİMLİ ARAZİLERE TESİSLER KURMAK

Soru; Verimli topraklara fabrikalar, tesisler kuruluyor, ekili arazi tükeniyor. Bir tarım kenti olan Kahramanmaraş hızla sanayi kenti olma yolunda emin adımlarla yürürken, tarımı ve hayvancılığı göz ardı etmemiz ne denli doğru?

“Tarımsal sanayi iktisadın temelini oluşturmaktadır. Kahramanmaraş’taki birçok sanayicinin temeli tarımdan gelmektedir. Bunu inkâr edecek hiçbir sanayicimiz yok. Verimli topraklar üzerine kurulmuş beton yığını fabrikalar sebebiyle, yarın çok büyük pişmanlık duyacağız. Şehrimizde fabrika yapılmaya uygun, ekilebilir olmaya müsait olmayan binlerce dönüm arazi varken, yol kenarındaki verimli arazileri halen fabrikalar kuruluyor olmasını anlamış değilim.

Maalesef devletimizin aldığı her türlü tedbire rağmen, halen verimli araziler üzerine binalar dikilmeye, fabrikalar yapılmaya devam ediyor. Sanayi ve tarım birlikte yürütülmesi gereken iki önemli stratejik noktadır. Sanayinin hammaddesi tarımdır, bugün kentimizde bulunan tekstil fabrikalarının ana hammadde kaynağı pamuktur ve büyük çoğunluğu yurtdışından gelmektedir. Yarın bir savaş söz konusu olsa, bizim sanayimiz çöpe gider hammaddesi olmayan bir beton yığını binalara dönüşürüz!

Tarla, sanayicinin sigortasıdır, arazi varlığımız, var olmanın garantisidir. Bu yüzden Türkiye’nin en çok su potansiyeline sahip ili ve verimli topraklara sahip bir şehir olmamıza rağmen, tarımsal sanayinin gelişmemiş olması da yakından incelemek gerekir. Sadece tek sektöre bağımlı bir ekonomiye sahibiz! Bu kadar verimli arazilere rağmen alternatif tarımsal sanayinin gelişmesinden, müteşebbisleri doğru yönlendirmeyen sivil toplum örgütleri, yerel yöneticileri ve üniversiteleri sorumlu tutuyorum.”

SİYASETİ, BİR ŞEHRİ YÖNETMEYİ DÜŞÜNMEK!

Son soru; Donanımlı, kendini geliştirmiş, alanında tek örneksiniz. Üstelik siyasetin de içinden gelen birisiniz. Bu şehirde siyaseti ileriye taşıyıp, milletvekili veya büyükşehir, olmadı metropol ilçelerden birine belediye başkanı olmayı düşünmediniz mi?

“Eskiden siyasetin içerisinde bulundum, aktif olarak görev yaptım ve 20 yıllık da MÜSİAD üyesiyim. MÜSİAD camiasında yıllardır gururla hizmet ediyorum.

Hiçbir zaman bir belediye başkanı olarak kendimi kısıtlamak, sınırlamak ve bir şehre hapsetmek istemedim! Yapacak olan arkadaşlara sonsuz desteğimi vermeye hazırım, hiçbir beklenti içerisinde olmaksızın bu şehrin geleceği adına her türlü doğru projenin destekçisi olmaya hazırım.

Yaratılışımın ve mizacımın gerektirdiği şekilde davranmak istiyorum. Bu yüzden tek bir noktaya bağlı kalmak, bir şehre belediye başkanlığı yapmak gibi bir düşüncem hiçbir zaman olmadı.

Dünyayı gezmek, hayvancılık ve tarım adına gelişmeleri yakından takip etmek, ülkemiz çiftçi ve hayvancısını bu gelişmelerden haberdar etmek, pratik bir şekilde onların bu imkânlara ulaşabilmelerini sağlamak benim için en büyük hizmettir.

Eğitim fırsatı bulamamış, parası ya da imkânı olmadığı için çiftçilik ve hayvancılık yapmak zorunda kalmış, teknolojiyi ilmi ve fenni kullanma fırsatı bulamamış kitlelere ulaşmak, onların duasını, onların rızasını almak, kısacası gönüllere girmek gönülleri fethetmek, hem para kazanmak, hem Allah’ın rızasını kazanmak, hem kullarının duasını almak bana daha kazançlı görünüyor.

Tarım ve hayvancılık çok önemli bir konudur, özellikle gıda güvenliği sadece Üretici değil tüketiciyi de yakından ilgilendiren bir konudur. Çiftçimiz ve hayvancımız yeterli eğitim seviyesinde olmadığı zaman güvenilir gıdadan bahsedemeyiz, dolayısıyla verdiğimiz hizmet sadece üreten kısmı ilgilendirmiyor bizim anlattıklarımızdan istifade eden çiftçi ve hayvancıların kendileri kazanmaya başladığı gibi hayvanları da sağlıklı olduğu için aslında tüketiciye hizmet eden bir misyonu üstlenmiş oluyoruz.

Yaptığım işi çok severek ve büyük bir keyifle yapıyorum ve 24 saat bana yetmiyor!

Türkiye’de siyaset, bundan on yıl öncesi gibi değil maalesef. Siyaset mekanizması ciddi anlamda evrim geçirdi, bugün çok iyi bir siyasetçi dahi olsanız, kafanızdan geçenleri hayata geçirme şansınız yok. Birçok sebeple sizi hedefinizden alıkoyabilir.

Hiçbir zaman kendiniz olamazsınız, bildiklerinizle çakışan işler yapmak zorunda kalırsınız. Bir başkasının iki dudağı arasında gider gelirsiniz ki bu benim kişiliğime uymuyor! Çünkü ben daha özgür olmalıyım!”

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

banner1010