Bu aralar milletçe döviz tablosundan gözlerimizi alamıyoruz. Milli maç izler gibi ekonomi internet sitelerine ve ekonomi kanallarına çakılıp kaldık.
Bazılarının gözleri dolar işareti ile açıp, kapanıyor.

Tabi çoğunluk olarak bizde; çalışmadan, emek harcamadan bunu fırsata çeviren ve zengin olanları izlemekteyiz.
Sabah kalkıyorsun birileri gece gelmiş ve cebimizi tırtıklamış.
Biraz daha fakiriz.
Biz Mars' a dört şeritli yol yapamadık ama dolar ülkemizi otobana çevirdi.


*

Diyebilirsiniz ki, ya madem her şey fiili olarak dolar kullanıyoruz.
Çarşıda pazarda zam gerekçesi aynı
Dolar yükseldi.
Fırıncı dahi zammın gerekçesi dolara bağlıyor.
Niçin Türk Lirası’nı kullanıyoruz sorusunu aklımıza geliyor.
Sürekli hesap, kur, parite işleri ile uğraşıyoruz.
Niçin bizde bir ara Yunanistan veya İsviçre gibi bizde Euro’ ya geçmiyoruz veya paramızı sabitlemiyoruz.

*

İktisat biliminde bir paraya para demek için şu üç fonksiyonu olması lazım
Bir paranın tasarruf aracı olması gerekir.
Bir paranın değer ölçüsü olması ve bir değerle ifade edilmesi gerekir.
Ve bir de değişim özelliği olması lazım.

Aslında Türk lirasında tuhaf bir özellik var
İlk iki fonksiyona sahip değil.
Yani Türk Lirası tuhaf bir para. Sadece değişim aracı demek yanlış olmaz.
Bu kurala göre para olarak ifade etmek güç.

*

Bu tuhaf durum bir yana, milli paranın önemini uzun uzadıya yazmak yerine Atatürk’ün İzmir İktisat Kongresinde yaptığı konuşmaya bakalım.
"Tarihin ve tecrübenin süzgecinden arta kalmış bir gerçek vardır. Türk tarihi incelenirse, gerileme ve çöküntü nedenlerinin iktisadî sorunlara bağlı olduğu görülür. Kazanılmış zaferlerin ve uğranılmış başarısızlıkların tümü iktisadî durumla ilgilidir... Milletimiz düşman ordularını mahvetmiştir. Tam bağımsızlık için şu kural vardır: Milli egemenlik, mali egemenlikle desteklenmelidir. Bizleri bu hedefe götürecek tek kuvvet ekonomidir. Siyasi ve askeri muzafferiyetler ne kadar büyük olursa olsun, iktisadî zaferlerle taçlandırılmadıkça payidar olamaz"

Taki bundan bir asır önce kurucu irade hedefi önümüze koymuştu ve bu hedefe ilişkin atılan ilk adımlardan bir tanesi de mali egemenlikti.
Aradan yüz yıl sonrasında mali egemenlikten söz edebilmek mümkün mü?
Her şey başka ülkelerin para birimleri ile fiyatlanan bir ülke haline geldik.*

*

Peki çözüm ne?
Çözüm aslında çok basit.
Bunun iktisat teorileri, para politikaları ile açıklamak mümkün değil. Bu tamamen yönetenlerin yaptıkları ile alakalı.
Peki milli paramız nasıl değerlenir
ve yukarıdaki iki fonksiyonuna sahip olur.

Ne zaman ki bu ülkede yönetenler hesap verirlerse, Türk lirasının değeri olur.
Ne zaman ki başarısız olanların ‘’ben başaramadım bir başkası bu işi yapsın’’ deyip istifa müessesini çalışırsa; Türk Lirası değerli olur.
Ne zaman ki siyasetçiler milli değerlerimizi ve din ticaretini bırakırsa; o zaman paramız değerli olur.
Ne zaman ki, ilk önce yönetenler hukuka bağlıklarını ve sonra da toplum hukuka kendini teslim ederse o zaman paramız değerli olur.
Ne zamanki çakma milliyetçilere değil de; kurucu liderimiz Atatürk ve arkadaşlarının koyduğu milliyetçilik çizgisinde politika yapanlara ülkemizi teslim edersek o zaman milli paramız değerli olur.

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol