banner968

Derse ihtiyacı olanlar ve ders almasını bilenler…

Derse ihtiyacı olanlar ve ders almasını bilenler…

Görünmez adam

04 Nisan 2019, 11:24
Bu makale 929 kez okundu
  

Aşağıda okuyacağınız hikâyeyi, darb-ı meseli, ibret vesikası fıkrayı sevgili bizim medyanın deli oğlanı, mahalleye yeni taşınan deli fişeği Birruh Kısakürek’in sayfasından arakladım. Aslında medya demeyelim de, sosyal medya fenomeni. Maşallah piyasaya bir çıktı, pir çıktı, zaman zaman ortalığı kasıp kavuruyor, gündeme yaratıyor, hak edenlerin canına ot tıkayıp, dersini, abdestini veriyor.

Kimseye eyvallahı olmayan, kimine göre tahtası noksan, kimilerine göre de (ki çoğunluk aynı düşüncede) memleketin en akıllı, ağzı en iyi laf yapanlarının başında gelen Birruh’un hikâyesini okuyun derim. Biraz da Türkçesini geliştirse iyi olur, mükemmel bir köşe yazarı kazanabilir şehir. Belki de bilerek yerel lehçeyi kullanıyor, bu da belki onun hoşuna gidiyor, tatmin oluyor. Dalgasını geçerken, ince ince eleştirirken…

Neyse… Okuyun ve ders çıkartın. Ders almasını bilmeyenler de okuyabilir, sakıncası yok!

*

Zamanın behrinde bir köyde imamlık yapan bir zat köyün camisinde cemaate vakit namazlarından birini kıldırırken, Ani gelen bir sancı ve gaz sıkışması sonucu gayri ihtiyari..

Tam da secdeye giderken gazı bırakır, osurur anlayacağınız... Cemaat secdeden kalkmadan hoca utancından camiyi terk etmiş hatta cemaat namazı gaza derken daha camiden çıkmadan köyü bile terk etmiş gitmiştir... Aradan günler geçer aylar geçer yıllar geçer...

Bir gün bizim hocanın yolu o taraflarda bir köye düşer.. Orda işlerini halleden hoca dönüşte mesafesi çok yakın olan ve yıllardan beri uğramadığı ve uzun yıllar imamlığını yaptığı köyün yakınından geçerken köydeki imam evinin önüne kendi dikip de meyvesini bile yiyemediği o zaman fidan olan ağaçları görmek ister, vakit namazını da kılar çıkarım niyetiyle gedim mi getmeyim mi diye biraz tereddüt ettikten sonra şöyle bir düşünür...

Ben bu köyden gideli 25 sene oldu cemaatin en genci 50 yaşındaydı çoğu ölmüştür ölmeyende unutup gitmiştir beni nerden tanıyacaklar der ve yönünü köye çevirir... Köyün girişine doğru ikide genç vardır hah bu gençler beni tanımaz ben bunlara cemaatten kim sağ kim ölü sorup öğrenirim der ve gençlerin yanına yaklaşarak selamını verir muhabbete başlar... Gençlere o zamanki cemaatteki köylüleri tek tek sorar, filan ağa Ne iş yapar o öleli 2 sene oldu filan? Oda öldü sen sağ ol, derken cemaatin çoğunun öldüğünü duyunca derin bir oh çekerek içinden tamam artık burada bir sıkıntı kalmamış diye düşünür... Gencin birine kaç yaşındasın delikanlı der... Genç hocaya cevaben benim okumam yazmam yok ama anam osurukcu hoca kaçtıktan 10 gün sonra doğduğumu söyler amca der ve herkesi tanıyorsun sana kim derler necisin amca diye de sorar...

Bu cevap ve soru karşısında buz gibi kesilip renkten renge giren hoca siz beni tanımazsınız diyerek gerisin geri geldiği tarafa dönüp yoluna devam ederken... Kendi kendine: “Duyduu hoca efendi, bizim osuruk buraya tarih olmuş!” der..

*

Siz de duydunuz mu mezarlık soyguncuları. Siz de kabırlık hırsızları olup sokakta dolaşamaz hale gelmeden dönün bu yanlıştan demedi demeyin. 

Yorum Gönder