Sadece bu şehirde değil, Türkiye’nin, hatta dünyanın her yanında en rahatlıkla eleştirilen yegane kimse, o kentin belediye başkanıdır.

Birinin ayağına bir yerde taş değer, alakalı-alakasız başkanlara laf söyler. Beldeyi, ilçe ve büyükşehiri ilgilendirmese de, hangi kuruma ait olduğunu bilemediği bir olumsuzluk yaşadığında vatandaş, başkanları sorumlu tutarlar.

Hele siyasetle de uzaktan yakından alakalı ise, hele seviyorsa siyasi tartışmaları, sağda-solda siyasilerden tanıdığı da varsa, tutar onları arar, yaşadığı olumsuzluğu, gördüğü çirkinliği, kendine göre yanlışlıkları tutara yukarılara şikâyet eder.

Şikâyet etmek, eleştirmek, ulu orta konuşmak, bizim insanın fıtratında var. “Gel bir akıl ver, bir ucundan da sene tut, daha iyisini birlikte yapalım!” dediğiniz zaman bin dereden getirdiği su, değirmeni döndürmeye yetmeyecektir. Bunu kendisi de bildiği halde, kolaya, basit olanı kaçar, tercih eder.

MEYVE VEREN AĞAÇ TAŞLANIR

Gazete ile yakından ilgilenmesem de, çevremdekiler tanır, bilir, yine de gördüklerini, şikayete gerek duyduklarını iletmekten geri kalmazlar. “Sen çalışan birisin, hiç olmazsa babana söyle de o dile getirsin, bir çözüm bulsun!” gibi yaklaşım içinde olanlar da çıkmıyor değil.

Babamın işi başından aşkın zaten.

Beni deseniz, sadece kendi işimle ilgileniyorum. Ancak bana iletilen talepleri, şikâyetleri de fırsat buldukça babamla paylaşmıyor değilim.

Meseleye gelirsem, Ulu Cami Köprülü Kavşağı dediğimiz çalışma için herkes bir şeyler söylüyor.  Burun kıvıranlar çıkıyor, beğenmeyip dudak bükenler oluyor, buna karşın kent içi trafiğinin rahatlayacağı görüşünü ileri sürenler, bu iddialarını güçlendirmek için Başkan Erkoç’a övgüler sıralayan kesim, bu hizmetlerin daha da artacağı kanaatinde.

Ki benim de aynı kanaatte olduğumu belirtmek isterim.

Şunu da biliyorum, meyve veren ağaç her zaman taşlanırmış.

Tüm okurlarımıza, hemşehrilerime mutlu bayramlar dilerim.

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol