banner746

banner750

banner727

Bu şehir bir muamma, bir bilmece… Çözebilmek için…

Bu şehir bir muamma, bir bilmece… Çözebilmek için…

Mehmet FİSKECİ

16 Mayıs 2018, 15:47
Bu makale 141 kez okundu
  

Şimdi memleketi kimsenin düşündüğü yok. Siyasetin göbeğinde olanlar ya da kıyısında gezinenler dâhil, herkes nasıl milletvekili olurum, nasıl olur da şu adamımı istediğim yere getiririm, nasıl ederim de sırtımı sağlama, hangi dümeni kurar, hangi kumpasla koltuğumu, geleceğimi garanti altına alırım derdinde, telaşında.

Memleket öyle çok da kimsenin umurunda değil şu sıralar. Temel sorunlar askıya alınmış, ertelenmiş, bir sonraki takvime terkedilmişken, içtiğimiz çay, yediğimiz simit bile siyaset kokmaya başladı. Ha, bir tadı var mı derseniz, yok…

Önümüzdeki yılın Mart ayında yapılacak yerel seçimlerin bile hesabı-kitabı peşine düşülmüş daha şimdiden. Ne sevdası, ne memleket aşkı…

Daha önce de yazdım, söyledim, sadece bizde değil, Türkiye’nin her yerinde geçerli kuraldır, sadakat, parti sevgisi, göstermelik samimiyet koltukla başlar, koltukla gider.

Sevda mevda hepsi hikâye. Dava, Vatan, Millet Sakarya, hepsi bahane, koltuk, gelecek şahane. Şimdi herkes 24 Haziran öncesi 21 Mayıs’ta listelerin kesinleşmiş olmasına odaklanmış.

Listede kimler var. Zaten bu şehirde herkesin bir adamı var. Herkes kendi yoksa da içinde, adamını, bir yakınını mecliste görmek istiyor. Ki bütün işlerini görsün, şehre geldiğinde ‘bir emrin var mı?’ desin. Beklenen, istenen, özlenen bu.

Bazıları da müdahale etmiyor, karışmıyor, burnunu sokmuyor görünür ama siyaseti dizayn etmeye, ayar vermeye gelince, uzaktan kumanda aletinden farkı yok, müdahil olmadığı alan kalmıyor.

*

Bütün gözler 21 Mayıs’a çevrilmiş vaziyette. Herkes listeyi merak ediyor ki ona göre kararını verecek. Evet, kararsız insan çok. Bir-iki parti arasında gidip gelelerin sayısı azımsanacak gibi değil. Bu kararsız kesim, aslında çok tehlikeli. Pusu kurmuş, ya da hendekte pusuya yatmış bekliyor, ki nerede ve ne zaman ne yapacağını kestirebilmek güç.

Listede beklediği, istediği, yanında olabileceği isim, ya da isimler yoksa, başka kanala kayacak. Ya kendi içinde muhalefet edecek, ya başka partiye adım atacak.

Kendi içinde mücadele etmesi, prinalarla başa çıkması zor olunca, başkaları ile dirsek temasına geçecek, başka partilere göz kırpacak, başkaları ile cilveleşecek!

*

AK Partiye gelecek olursam, siyasetin büyüğü gösterilen, ancak il kongresinde bunu gerçek anlamda ortaya koyamayan, müdahil olamayan, gittikten sonra kimse aranmasın, ulaşmasın, kafamı dinleyeyim, şu sıralar başıma iş almayayım diye telefon numarasını bile değiştirmiş, kimseye vermeye niyetli değilken, ki sayın Mahir Ünal’dan söze diyorum, vatandaş kime ulaşacağını bilemez hale geldi.

Telefon değiştirmek ne demek seçim üzeri. ‘bana değmeyen yılan bin yaşasın!’ mı diyorsunuz, etliye sütlüye karışmadan şu vartayı bir atlatayım niyetinde misiniz, yoksa ‘bana ne bahardan yazdan, bana ne..’ türküsünü ezber edinerek oyları ile seçildiğiniz vatandaşa sırtınızı dönerek siyaset yaptığınızı mı sanıyorsunuz?

*

Velhasılı kelam azizim, özetleyecek olursam…

Bu şehir bir muamma, bu kent bir bilmece. Bu şehri çözebilmek için ya şifre memuru olacaksın, ya da nefesi kuvvetli bir hoca!

Benim nefesim ancak bana yetiyor!

  

Yorum Gönder